Şaşkın Baykuş ile Uçuş Masalı
Şaşkın Baykuş Tuhaf, gündüz uyuyup gece uçmayı unutunca ormanda komik mi komik bir kargaşa başlar. Kahkaha dolu, eğitici bir uyku masalı.
Bir varmış bir yokmuş, kavakların gölgelerini uzatıp buldukları Çıngıraklı Orman'ın en yaşlı kestane ağacının kovuğunda, tüyleri karabiber serpilmiş gibi benek benek, kocaman yuvarlak gözlü, minicik bir baykuş yaşarmış. Adı Tuhaf'mış, çünkü ne yaparsa tersini yapmakta üstüne yokmuş. Bütün baykuşlar gündüz uyuyup gece avlanırken, o gece uykuya dalıp gündüz gözlerini fal taşı gibi açar, "Kim demiş baykuşlar gececi diye?" diye böbürlenirmiş. Kanatlarını çırptığında bile "vuf vuf" diye komik bir ses çıkar, bu yüzden ormanın bütün sincapları onu görünce gülmekten dallardan yuvarlanırmış.
Derken bir sabah, güneş tepelerin ardından portakal rengi yüzünü gösterirken, Tuhaf yine uyanmış ve "Bugün herkese gündüz uçmanın ne kadar keyifli olduğunu göstereceğim!" diye ötmüş. Fakat gündüz gözleri o kadar kamaşırmış ki, önünü düğün çiçeklerinden bile ayırt edemezmiş. İlk uçuşunda tam bir arı kovanının üstüne konmuş, "vuf vuf" diye kanat çırpınca vızıltılar arasında kalmış, arılar peşine düşünce dallara toslaya toslaya kaçmış. Sonra susamış bir tavşanın kulaklarını ağaç dalı sanıp üstüne tünemiş, zavallı tavşan "İmdaat, kulaklarım uçuyor!" diye zıplaya zıplaya çalılıklara dalmış. Ormanın dört bir yanından çınlayan kahkahalar duyulurken, yaşlı bir kaplumbağa kabuğundan başını çıkarıp "Ah gündüzcü baykuş, bir gün başın büyük belaya girecek!" diye kıkırdamış.
Nitekim o öğle vakti başına gelen geldi. Tuhaf, kamaşan gözleriyle uçarken, kurnaz mı kurnaz kızıl bir tilkinin tam burnunun ucuna "puf" diye konmuş. Tilki gülümseyerek "Vay vay, gökten akşam yemeğim düştü!" demiş ve ağzını kocaman açmış. İşte tam o anda, ta uzaktan sağduyulu bir ses yükselmiş: gündüzün sıcağında serinleyen bilge bir geyik, boynuzlarını çalılıklara sürterek "Tilki kardeş, dur bakalım! O baykuş sadece ne zaman uyuyup ne zaman uçacağını karıştırmış, kötü bir şey yapmadı ki!" diye seslenmiş. Utanan tilki bir adım geri çekilirken, Tuhaf kalbi güm güm atarak geyiğin geniş sırtına sığınmış.
O gece Tuhaf, ömründe ilk kez ay yükselince kanatlarını açmış ve şaşkınlıkla ne görsün: karanlıkta gözleri iki fener gibi parlıyor, dünya bir bir açılıyormuş önünde! Fareler, böcekler, her şey pırıl pırıl görünüyormuş. "Vuf vuf" diye süzülürken bu kez kimseye toslamamış, dallara çarpmamış, arıları rahatsız etmemiş. Rüzgâr yapraklarda "hışır hışır" ninni söylerken, mutluluktan gözleri dolan Tuhaf, artık gecenin gerçek sahibi olduğunu anlamış ve her şeyi doğru zamanında yapmanın huzurunu tatmış. O günden sonra ormanın en becerikli gece uçucusu olmuş, gündüzleri de tatlı tatlı uyumuş. Gökten üç yumuşacık baykuş tüyü düşmüş; biri her işin bir vakti olduğunu öğrenen şaşkın Tuhaf'a, biri ona doğruyu gösteren bilge geyiğe, biri de bu masalı dinleyip uyku vaktinde uslu uslu yatan tüm sevgili çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
12
Beğenmedim
4
Sevdim
16
Güldüm
2
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
2
