Uçan İnek Masalı
Obur inek Mösyö, çayırda bulduğu uçan balonu yutunca gökyüzüne havalanır ve bulutları yemeye çalışır.
Bir varmış bir yokmuş... Papatyaların dans ettiği, rüzgarın ılık ılık estiği Neşeli Çiftlik'te, siyah beyaz benekli, boynunda her zaman kırmızı bir papyon ve kafasında minik siyah bir bere taşıyan Mösyö adında çok kibar ama çok obur bir inek yaşarmış. Mösyö her gün taze otları yerken bir yandan da gökyüzüne bakar, "Ah, şu beyaz bulutlar kesin devasa pamuk şekerlerdir. Keşke uçabilsem de gidip onlardan kocaman bir ısırık alsam," diye hayal kurarmış.
Bir bahar sabahı, kasabanın panayırından kaçan devasa, rengarenk bir helyum balonu, süzülerek çiftliğin bahçesine inmiş. Mösyö bu dev balonu görünce gözleri parlamış. "Ooo! Gökten dev bir lolipop gelmiş!" diyerek balona doğru koşmuş. Burnunu uzatmış, dilini çıkarmış ve "Hap!" diye koca balonu yutuvermiş!
Mösyö "Möööö!" diyerek geğirecekken, birden toynakları yerden kesilmiş. "Aaa! Ayaklarıma ne oldu? Çimler aşağıda kaldı!" diye şaşırmış. Helyum balonu midesinde o kadar hafifmiş ki, Mösyö yavaş yavaş gökyüzüne doğru yükselmeye başlamış. Diğer inekler aşağıdan şaşkınlıkla, "Mösyö tatile çıkıyor galiba!" diye bakakalmışlar.
Mösyö gökyüzüne çıkınca hiç korkmamış. Aksine çok sevinmiş! Çünkü o hep hayalini kurduğu pofuduk beyaz bulutların tam ortasındaymış. "İşte yıllardır beklediğim pamuk şeker ziyafeti!" diyerek ağzını kocaman açmış ve en büyük buluttan kocaman bir ısırık almış.
Ama o da ne? Bulutun tadı hiç de tatlı değilmiş. Ağzının içi "Pof!" diye sularla ve soğuk bir sisle dolmuş. Mösyö hapşırmış: "Hapşuuu!"
"Bu pamuk şekerin şekeri eksik, üstelik beni sırılsıklam yaptı!" diye söylenmiş.
O sırada yanından uçan, başında minik pilot gözlükleri olan zeki bir Karga kahkahayı basmış: "Gak gak gak! İlahi Mösyö! İnekler uçmaz ki, bulutlar da yenmez! Bulutlar su buharıdır, senin çiftlikteki otların gibi lezzetli ve doyurucu değildir. Senin havada ne işin var?"
Mösyö durumu anlamış. "Haklısın Karga Kardeş," demiş dudaklarını bükerek. "Karnım çok acıktı ama burada yiyecek hiçbir şey yokmuş. Üstelik midemdeki şu balonun şişkinliği de çok rahatsız edici. Aşağı nasıl ineceğim?"
Karga kurnazca gülümsemiş: "Çok basit! Sadece kocaman ve kibar olmayan bir geğirik yapman lazım Mösyö! O zaman içindeki o gaz dışarı çıkar ve yavaşça evine dönersin."
Mösyö derin bir nefes almış, yanaklarını şişirmiş ve gökyüzünü inleterek devasa bir şekilde geğirmiş: "MÖÖÖÖ-ÖÖÖĞĞĞ!"
İçindeki hava "Fıssss" diye çıkarken, Mösyö yavaşça kendi etrafında dönerek, tıpkı bir paraşüt gibi çiftliğinin o güzel, yeşil ve güvenli çimenlerine "Pof!" diye geri inmiş.
Ayağı toprağa değince derin bir "Oh!" çekmiş. Kırmızı papyonunu düzeltmiş ve taze, lezzetli yoncaları yemeye başlamış. Mösyö o gün çok önemli bir ders almış: Her parlak şey yenmezmiş ve ne olduğunu bilmediğimiz şeyleri ağzımıza atmak bizi hiç beklemediğimiz (ve komik) durumlara düşürebilirmiş.
Gökten üç yonca yaprağı düşmüş: Biri obur ama sevimli Mösyö'ye. Biri ona yol gösteren zeki Karga'ya. Biri de bilmediği şeyleri asla ağzına atmayan akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
0
Beğenmedim
0
Sevdim
0
Güldüm
0
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
0
