Tembel Tavşan Masalı
Tavşanlar Diyarı'nda yaşayan öğrenci tavşan, odasını hiç toplamaz. Okuldan yorgun dönünce bir şeyleri fark eder.
Bir varmış bir yokmuş... Evlerin dev havuçlara benzediği, sokakların yumuşacık çimenlerle kaplı olduğu şirin mi şirin "Tavşanlar Diyarı"nda, okula yeni başlayan sevimli bir Öğrenci Tavşan yaşarmış. Bu tavşan, okulda oyun oynamayı, sayı saymayı ve resim yapmayı çok severmiş ama evinde kocaman bir sorunu varmış: Çok dağınıkmış!
Öğrenci Tavşan'ın odasına girenler sanki bir fırtına çıkmış sanırmış. Yerde çorapları, yatağının üzerinde boya kalemleri, halının tam ortasında oyuncak arabaları dururmuş. Dolabının kapakları hep açıkmış ve kıyafetleri dışarı sarkıyormuş. Anne Tavşan, her sabah "Odanı toplamalısın yavrum," dese de, minik tavşan "Sonra toplarım anneciğim, şimdi okula geç kalacağım!" diyerek evden fırlarmış.
Bir gün Öğrenci Tavşan okulda çok çalışmış. İp atlamış, havuç yeme yarışı yapmış ve eve çok yorgun dönmüş. Eve geldiğinde tek istediği, en sevdiği kırmızı oyuncak arabasını bulup yatağında sakin sakin oynamakmış.
Odasının kapısını açmış ve bir iç çekmiş: "Of!"
Oda o kadar dağınıkmış ki, adım atacak yer yokmuş. Arabasını bulmak için tişörtlerin üzerinden atlamış, kitapların yanından geçmiş. Tam yatağına ulaşacakken yerde duran bir oyuncak küpe basıp "Güm!" diye yere düşmüş. Canı acımamış ama zaten yorgun olduğu için bu dağınıklık onu iyice bezdirmiş.
Gözleri dolmuş ve halının ortasına oturup kalmış. "Ben sadece arabamı bulup dinlenmek istiyordum ama kendi odamda yürüyemiyorum bile!" diye mızmızlanmış.
O sırada elinde bir sepetle Anne Tavşan odaya girmiş. Çocuğunun yerde üzgün üzgün oturduğunu görünce yanına şefkatle çömelmiş.
"Ne oldu benim tatlı yavruma? Okulda bir şeye mi üzüldün?" diye sormuş.
Öğrenci Tavşan burnunu çekmiş: "Hayır anne. Odam o kadar dağınık ki eşyalarımı bulamıyorum.
Hem yorgunum, hem de eşyaların üzerinden atlarken daha çok yoruluyorum. Haklıymışsın, dağınıklık çok kötü bir şeymiş."
Anne Tavşan gülümsemiş ve yavrusunun başını okşamış. "Dağınıklık, insanın enerjisini çalan küçük bir canavar gibidir," demiş. "Ama onu yenmek çok kolay! Gel seninle 'Eşya Yerleştirme Oyunu' oynayalım."
Birlikte işe koyulmuşlar. "Mavi çoraplar sepete! Vınnn! Kırmızı kitaplar rafa! Şıpp! Oyuncaklar kutuya! Güm!" diye sesler çıkararak odayı neşeyle toplamışlar.
Öğrenci Tavşan kıyafetlerini dolaba güzelce astığında, yatağının üzerini düzelttiğinde odasının aslında ne kadar büyük ve ferah olduğunu fark etmiş. Üstelik en sevdiği kırmızı arabası da dolabın köşesinden ona bakıyormuş!
Oda tertemiz olunca Öğrenci Tavşan yatağına uzanmış. Derin bir nefes almış. "Oh be!" demiş. "Odam toplu olunca içime bir huzur doldu. Artık aradığım her şeyi şipşak bulabileceğim."
O günden sonra Öğrenci Tavşan, okuldan gelir gelmez kıyafetlerini katlamış, oynadıktan sonra oyuncaklarını kutusuna koymuş. Düzenli olmanın ona daha çok oyun oynama vakti kazandırdığını öğrenmiş.
Gökten üç havuç düşmüş: Biri sabırlı Anne Tavşan'a. Biri hatasını anlayıp odasını toplayan Öğrenci Tavşan'a. Biri de eşyalarını yerine koyup odasını mis gibi yapan tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
70
Beğenmedim
6
Sevdim
44
Güldüm
4
Kızdım
0
Üzüldüm
2
Şaşırdım
12
