Minik Serçe
Güneş doğmuş ama orman halkı bir türlü uyanamamış!
Bir varmış bir yokmuş... Kocaman, yemyeşil ve mis kokulu bir ormanda sabah olmuş. Güneş, dağların arkasından "Cee-eee!" diyerek doğmuş. Çiçekler açmış, her yer pırıl pırıl olmuş. Ama orman çok sessizmiş. Çünkü o gün bütün yavru hayvanların uykusu çok tatlıymış, kimse uyanmak istemiyormuş.
Ormanın en neşeli kuşu, minik kahverengi serçe Cik Cik, yuvasından başını uzatmış. Kanatlarını "pır pır" çırpmış.
"Cik cik! Sabah oldu, güneş doğdu! Oyun vakti geldi!" demiş.
Ama aşağı bakmış; kimsecikler yokmuş. "Arkadaşlarımı uyandırmalıyım," demiş.
Cik Cik uçmuş, koca bir mağaranın önüne konmuş. İçeriden "Horrr... Pof..." diye kalın sesler geliyormuş. Bu, uykucu Ayıcıkmış.
Cik Cik, Ayıcık'ın kulağına eğilmiş ve şarkısını söylemiş:
"Cik cik cik, uyan minik Ayıcık!
Güneş açtı, balın hazır, kalk artık!"
Ayıcık gözünü bir açmış, bir kapatmış. Sonra burnunu kaşımış: "Günaydın Cik Cik!" demiş ve gerinerek uyanmış. Cik Cik tekrar havalanmış, yeşil çimlerin arasına gitmiş. Orada uzun kulaklı Tavşan mışıl mışıl uyuyormuş.
Cik Cik, Tavşan'ın burnuna konmuş:
"Cik cik cik, uyan minik Tavşan!
Havuçlar seni bekler, zıp zıp zıpla hemen!"
Tavşan kulaklarını dikmiş, "Hop!" diye yerinden fırlamış. "Günaydın Cik Cik!" demiş.
Cik Cik, oradaki küçük göle uçmuş. Nilüfer yaprağının üzerinde yeşil Kurbağa uyuyormuş.
Cik Cik, Kurbağa'ya seslenmiş:
"Cik cik cik, uyan minik Kurbağa!
Su çok güzel, hadi atla şap şup yüzmeye!"
Kurbağa gözlerini kocaman açmış, "Vrak vrak!" demiş ve "Şlap!" diye suya atlamış. Serin suyla uyanmış. "Günaydın Cik Cik!" demiş.
Cik Cik son olarak meşe ağacının dalına konmuş. Orada kuyruğuna sarılmış Sincap uyuyormuş.
Cik Cik neşeyle şakımış:
"Cik cik cik, uyan minik Sincap!
Cevizler döküldü, hadi koş, bir tane kap!"
Sincap kuyruğunu sallamış, "Kırt kırt" diye dişlerini gıcırdatıp uyanmış. "Günaydın Cik Cik!" demiş.
Artık herkes uyanmış! Ayıcık, Tavşan, Kurbağa ve Sincap dere kenarına inmişler.
Cik Cik, "Önce yüzümüzü yıkayalım!" demiş.
Hepsi serin suyla yüzlerini "şapır şupur" yıkamışlar, uykuları tamamen açılmış.
Sonra güneşin altında kovalamaca oynamaya başlamışlar. O günden sonra Cik Cik, ormanın "Çalar Saati" olmuş. Her sabah "Cik cik!" sesiyle ormanı neşelendirmiş.
Gökten üç güneş ışığı düşmüş: Biri neşeli Cik Cik'e. Biri uykusunu alıp yüzünü yıkayan hayvanlara. Biri de sabahları gülerek uyanan minik çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
26
Beğenmedim
6
Sevdim
13
Güldüm
5
Kızdım
1
Üzüldüm
4
Şaşırdım
2
