Tilki Bülbül ile Ay Işığı
Karanlık vadinin küçük fenercisi tilki Bülbül, kaybolan ay ışığını bulmak için çıngıraklı değirmene doğru büyülü bir yolculuğa çıkar. Cesaret ve umut dolu masal.
Bir varmış bir yokmuş, upuzun çam ağaçlarının gökyüzünü yorgan gibi örttüğü Karanlık Vadi'nin tam ortasında, kürkü sonbahar yaprakları renginde, gözleri iki damla bal kadar parlak, minik mi minik bir tilki yaşarmış. Adına Bülbül derlermiş, çünkü konuşurken sesi vadinin en tatlı çeşmesi gibi şırıldarmış. Bu küçük tilkinin bir de sırrı varmış: sırtında, dedesinden kalma pirinç bir fener taşırmış ve her gece vadinin kararan patikalarını bu fenerle aydınlatır, yolunu şaşıran böcekleri, tavşanları evlerine ulaştırırmış. Vadinin bütün hayvanları ona sevgiyle "Ay Işığı Fenercisi" derlermiş.
Ne var ki bir akşam, gökyüzündeki koca ay birdenbire sararmış, solmuş ve tıpkı üflenen bir mum gibi sönüvermiş. Vadi öyle bir karanlığa bürünmüş ki, Bülbül'ün minik feneri koskoca geceyi aydınlatmaya yetmez olmuş. "Ay ışığı olmadan hiçbir fener işe yaramaz," diye hayıflanmış yaşlı bir baykuş dalın üstünden. "Onu geri getirmek istiyorsan, tepenin ardındaki Çıngıraklı Değirmen'e gitmelisin; derler ki o değirmen rüzgârla döner, dönerken de ay ışığını dokur." Bülbül hiç düşünmeden fenerini sıkıca kavramış, kuyruğunu bir bayrak gibi dikmiş ve karanlık patikaya adım atmış. Ayaklarının altında hışırdayan kuru yapraklar, ona cesaret veren bir tempo tutturmuş sanki.
Yol upuzunmuş, karanlıksa bir kadife gibi ağırmış. Bülbül önce sarp bir dereden geçmiş, orada suya düşmüş bir kirpiyi feneriyle bulup kurtarmış; kirpi de ona minnetle dikenli sırtından bir iğne verip "Bu seni yolda korur," demiş. Sonra devrilmiş bir ağaç kütüğünün ardından çıkan aç bir kurtla karşılaşmış. Ama Bülbül korkmak yerine fenerini kaldırıp kurdun ürkek gözlerine bakmış; meğer kurt da karanlıkta yolunu kaybetmiş, korkudan hırlıyormuş. Küçük tilki onu da aydınlatmış, birlikte yürümüşler. Derken tepeye vardıklarında Çıngıraklı Değirmen'i görmüşler: kocaman kanatları rüzgârla dönerken üstündeki minik çıngıraklar tın tın ötüyor, gecenin sessizliğinde billur bir ezgi çınlıyormuş. Ama değirmenin çarkı paslanmış, dönmez olmuş, ay ışığını dokuyamıyormuş.
Bülbül, kirpinin verdiği iğneyi paslı çarkın dişlisine sokup sokup çevirmiş, kurt da bütün gücüyle kanatları itmiş. Derken çark canlanmış, çıngıraklar coşkuyla ötüşmüş ve değirmen dönmeye başlamış! Vadi bir anda ışığa boğulmuş, bütün hayvanlar sevinçle dışarı fırlamış. O geceden sonra Bülbül'ün feneri, ayın ışığıyla birleşip vadiyi hiç bırakmamacasına aydınlatmış; kurt da kirpi de onun en yakın dostu olmuş. Küçük fenerci öğrenmiş ki, karanlıktan korkmak yerine bir küçük ışık taşımak ve yolda karşılaştığın herkese yardım etmek, koca aydan bile daha büyük bir güçmüş.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
10
Beğenmedim
5
Sevdim
20
Güldüm
1
Kızdım
2
Üzüldüm
1
Şaşırdım
1
