Unutulan Dualar Masalı
Güzel bir köyde yaşayan insanlar teknolojiye kapılınca duaları unuturlar.

Bir zamanlar dağların arasında çok güzel bir köy varmış. Bu köyde yaşayan insanlar her sabah güneş doğarken "Elhamdülillah" diyerek uyanırlarmış. Akşamları da yıldızlar çıkarken "Allahumme" diyerek yataklarına giderlermiş. Köyün ortasında büyük bir çınar ağacı varmış, dallarında kuşlar cıvıl cıvıl ötermiş. Evlerin bahçelerinde renk renk çiçekler açarmış, herkes çok mutlu yaşarmış.
Bir sabah köye büyük büyük kamyonlar gelmiş. Kamyonlar "vıııınnn" diye ses çıkararak köy meydanında durmuşlar. İçlerinden kocaman kutular çıkarmışlar, kutuların içinde parlak ekranlar, renkli oyuncaklar, hızlı arabalar varmış. Çocuklar hepsi birden "vayyy, ne güzel!" diye bağırıp koşmuşlar. Anne babalar da bu yeni eşyalara çok sevinmişler, herkes bir tane almış.
Günler geçtikçe köydeki insanlar bu parlak ekranlara bakmaya başlamışlar. Sabahları artık "Elhamdülillah" demeyi unutmuşlar, hemen ekranın başına oturmuşlar. Akşamları da dua etmek yerine sadece ekrana bakıp uyumuşlar. Küçük çocuklar oyuncaklarıyla oynarken Allah'ı hiç hatırlamaz olmuşlar. Köydeki çiçekler yavaş yavaş solarken, kuşların sesleri de azalmaya başlamış.
Hava günden güne daha gri olmaya başlamış, çınar ağacının yaprakları sararmış. Köylüler artık birbirleriyle az konuşur olmuşlar, herkes sadece kendi ekranına bakıyormuş. Çocuklar da eskisi kadar mutlu değilmiş, sürekli "sıkıldım, sıkıldım" diye yakınırlarmış. Köydeki kedi "miyav miyav" diye üzgünce miyavlar, köpek "hav hav" diye kederli kederli havlarmış.
Köyün en yaşlı dedesi Ahmet Dede durumu fark etmiş. Ellerini kaldırıp "Yaa Rabbi, ne oldu bu köyümüze?" diye dua etmiş. O anda gökyüzünden güzel sıcak bir ışık inmiş, dede üzerinde parlak bir hale oluşmuş. Dede herkesi çağırmış: "Geliiin çocuklar, geliiin!" Herkes merakla koşup gelmiş, toplanmışlar.
Ahmet Dede gülerek konuşmaya başlamış: "Sevgili köylüler, bizim kalbimizde çok güzel bir ışık var. Bu ışık dualarımızla, şükürlerimizle yanar." Küçük Ayşe merakla sormuş: "Ama dede, nasıl yakarız bu ışığı? Göremiyorum ki!" Dede Ayşe'nin başını okşamış: "Çok basit yavrucuğum.
Her sabah Allah'a teşekkür edince, her akşam O'nu hatırladığımızda yanar bu ışık."
Köy halkı bu sözleri duyunca "ahhhh" diye derin bir iç çekmişler. Birden anlamışlar ki çok önemli bir şeyi unutmuşlarmış. Küçük Mehmet elini kaldırmış: "Peki dede, artık ekranlara bakmayacak mıyız?" Dede gülmüş: "Hayır yavrucuğum, onlar da güzel şeyler. Ama Allah'ı unutmamalıyız hiçbir zaman."
Hemen ertesi sabah herkes erken kalkmış. Güneş doğarken "Bismillah" diyerek güne başlamışlar, Allah'a teşekkür etmişler. Akşamları da ekranları kapatıp "Elhamdülillah" diyerek yatmışlar. Çocuklar hem oyuncaklarıyla oynuyor, hem de dualarını söylüyorlarmış. Ekranlara bakarken bile Allah'ı hatırlıyor, "Maşallah" diyorlarmış. Köy eskisinden daha güzel olmuş, çiçekler tekrar açmış, kuşlar "cik cik" diye neşeli neşeli şakımaya başlamışlar.
Gökten üç bereket damlası düşmüş: Biri köydeki her eve huzur dolmuş, çünkü dua etmek en güzel hediyedir. Biri masalı dinleyen çocukların kalbine sevgi ve şükür yerleşmiş. Biri de herkesin hayatına denge ve mutluluk gelmiş. Ve gökyüzü masal gibi gülümsemiş.
Tepkiniz Nedir?






