Minik Kurbağa Zıpzıp
Minik Kurbağa Zıpzıp'ın kalbinden fışkıran neşe tohumlarıyla dolup taşan bir masal. En küçük kalpler bile dünyayı nasıl değiştirebilir?
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil yaprakların dans ettiği, su damlacıklarının pırıl pırıl parladığı, cıvıl cıvıl kuş sesleriyle dolu bir sazlıkta, minicik bir kurbağa yaşarmış. Adı Zıpzıp’mış. Zıpzıp, diğer kurbağalar gibi vıraklamaz, o her zaman kalbinden fışkıran neşeli bir melodi mırıldanırmış. Kocaman, pırıl pırıl gözleri, her şeyi merakla süzer, minik ayakları her yeni çiçeği, her yeni taşı keşfetmek için sabırsızlanırmış. Zıpzıp’ın en sevdiği şey, rengarenk kelebeklerin peşinden koşmak, suyun üzerinde açan nilüfer yapraklarının üzerinde sıçramak ve her sabah güneşi selamlamakmış. O, etrafına her zaman gülücükler saçan, küçücük bedeniyle kocaman bir neşe kaynağıymış.
Bir gün, sazlığın üzerine hüzünlü bir bulut çökmüş. Kuşlar şarkı söylemez olmuş, kelebekler uçmaz, çiçekler solgunlaşmış. Sazlığın en yaşlı kaplumbağası Bilge Kabuk, herkese anlatmış: “Sazlığımızın Neşe Çiçeği, artık açmıyor. Onun neşesi solunca, tüm sazlık da hüzne boğuldu.” Herkes çok üzülmüş, kimse ne yapacağını bilemezmiş. Zıpzıp ise, Bilge Kabuk’un sözlerini dinlerken, minik kalbinde bir umut kıpırtısı hissetmiş. ‘Vırak vırak’ diye hüzünlü sesler yayılan sazlıkta, Zıpzıp’ın içindeki neşe, bir tohum gibi büyümeye başlamış. O, bu hüzünlü tabloyu değiştirebileceğine inanmış.
Zıpzıp, minik ayaklarıyla yola koyulmuş. Sazlığın en uzak köşesine, Neşe Çiçeği’nin yanına gitmiş. Çiçek, yapraklarını büzmüş, başını öne eğmiş duruyormuş. Zıpzıp, çiçeğin yanına zıplamış, minik patileriyle nazikçe dokunmuş. Başlamış kalbindeki en neşeli melodiyle şarkı söylemeye. Önce kısık sesle, sonra daha yüksek, daha coşkulu. Zıpzıp’ın sesi, sazlığın üzerinde yankılanmış, ‘cırr-cırr’ diye tatlı bir melodiyle etrafa yayılmış. Şarkısı o kadar içtenmiş ki, etraftaki minik arılar bile vızıldayarak ona katılmış, kelebekler kanat çırpmaya başlamış. Neşe Çiçeği, Zıpzıp’ın sıcak sesini duyunca, yavaş yavaş yapraklarını açmaya başlamış. Bir anda, çiçeğin ortasından pırıl pırıl bir ışık yayılmış, tüm sazlığı aydınlatmış. Hüzün bulutu dağılmış, kuşlar cıvıldamaya başlamış, kelebekler yeniden neşeyle dans etmiş.
Neşe Çiçeği, Zıpzıp’ın saf kalbinden gelen neşeyle yeniden hayat bulmuştu. Sazlıkta herkes, minik Zıpzıp’ın bu büyük başarısını kutlamış. Zıpzıp, o günden sonra sazlığın Neşe Getiren Kurbağası olarak anılmış. Herkes anlamış ki, neşe paylaştıkça çoğalır, en küçük bir kalpten bile kocaman bir sevgi ve umut fışkırabilirmiş. Gökten üç pırıl pırıl nilüfer yaprağı düşmüş, biri minik kurbağa Zıpzıp’a, biri sazlığın neşesini koruyan Bilge Kabuk’a, diğeri de içindeki neşeyi her zaman paylaşan, küçücük kalpleri kocaman iyiliklerle dolu tüm çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
9
Beğenmedim
2
Sevdim
12
Güldüm
1
Kızdım
1
Üzüldüm
5
Şaşırdım
1
