Geri Dönüşüm Robotu Masalı
Mahalle parkında etrafa atılan çöplere üzülen Efe ve Zeynep, atıklardan oluşan sihirli Geri Dönüşüm Robotu Robo-Can ile tanışırlar.
Bir varmış bir yokmuş... Ağaçların gökyüzüne yeşil ellerini uzattığı, kuşların cıvıl cıvıl öttüğü Papatya Mahallesi'nde çok güzel bir park varmış. Bu parkta, kıvırcık saçlı doğa aşığı Efe ve onun zeki arkadaşı Zeynep oynamayı çok severmiş. Ancak son günlerde parkın güzelliği bozulmaya başlamış. İnsanlar içtikleri meyve sularının şişelerini, yedikleri bisküvilerin paketlerini ve boş teneke kutuları yerlere atıyorlarmış. Çimenler çöplerin altında nefes alamıyor, çiçekler boynunu büküyormuş.
Efe ve Zeynep bu duruma çok üzülmüş. "Böyle giderse oynayacak bir parkımız kalmayacak," demiş Zeynep. İki arkadaş ellerine eldivenlerini takıp, parktaki plastik şişeleri, kağıtları ve tenekeleri bir araya toplamaya başlamışlar.
O kadar çok çöp toplamışlar ki, ortaya küçük bir tepe çıkmış.
Tam o sırada, topladıkları o çöp tepesinden garip sesler gelmeye başlamış: "Tık, tık, vızzz, bop!"
Efe ve Zeynep şaşkınlıkla geri çekilmiş. Boş bir konserve kutusu, iki tane gazoz kapağı, birkaç plastik boru ve eski bir pil birleşerek havaya kalkmış. Çöpler bir araya gelmiş ve karşılarında sevimli, gümüş gibi parlayan bir robot duruyormuş! Robot, gazoz kapağından olan gözlerini kırpmış ve neşeyle konuşmuş:
"Merhaba çevre dostu kahramanlar! Benim adım Robo-Can. Ben bir Geri Dönüşüm Robotu'yum! Beni sizin doğaya olan sevginiz hayata geçirdi."
Efe heyecanla, "Geri dönüşüm mü? O da ne demek Robo-Can?" diye sormuş.
Robo-Can, metal gövdesini parlatarak anlatmış: "İnsanların 'çöp' deyip attığı şeylerin çoğu aslında birer hazinedir. Plastikler, camlar, kağıtlar ve metaller işe yaramaz çöpler değildir. Onları doğru yerlere atarsak, fabrikalarda eritilir ve yepyeni eşyalara dönüşürler. Eski bir su şişesi, sizin giydiğiniz bir tişörte; eski bir gazete, okuduğunuz yepyeni bir masal kitabına dönüşebilir. İşte buna geri dönüşüm denir!"
Zeynep'in gözleri parlamış: "Yani eskiler, yeni oluyor! Bu bir sihir gibi!" "Evet," demiş Robo-Can. "Ama bunun için çöpleri doğaya değil, Geri Dönüşüm Kutularına atmalıyız. Doğaya çöp atmak, Dünya'yı hasta eder."
Üç arkadaş hemen işe koyulmuşlar. Robo-Can, sihirli hortum kollarıyla yerlerdeki plastikleri içine çekmiş. Karnındaki fırında onları "Gurr gurr" diye eritmiş ve pırıl pırıl, rengarenk çiçek saksılarına dönüştürmüş!
Efe ve Zeynep, bu saksılara parktaki çiçekleri ekmişler. Sonra eski teneke kutulardan kuşlar için yemlikler, kağıtlardan ise parkı süsleyen renkli rüzgargülleri yapmışlar.
Akşam olduğunda Papatya Mahallesi'nin parkı eskisinden bile daha güzelmiş. Yerde tek bir çöp bile yokmuş. Eskiden etrafa atılan o çirkin çöpler, şimdi parkı güzelleştiren saksılara ve kuş evlerine dönüşmüş.
Mahalle halkı parka geldiğinde gözlerine inanamamış. Yere çöp atan herkes çok utanmış ve Efe ile Zeynep'ten özür dilemiş.
O günden sonra mahallede hiç kimse yere çöp atmamış. Her sokağa renkli "Geri Dönüşüm Kutuları" yerleştirilmiş: Mavi kutuya kağıtlar, sarı kutuya plastikler, yeşil kutuya camlar atılmış.
Robo-Can ise, parkın en güzel köşesinde durup çocuklara doğa sevgisini anlatmaya devam etmiş.
Gökten üç geri dönüşüm kutusu düşmüş: Biri doğayı temizleyen çalışkan çocuklara. Biri eskileri yeniye çeviren mucitlere. Biri de yere çöp atmayan, doğayı evi gibi koruyan tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
23
Beğenmedim
1
Sevdim
25
Güldüm
2
Kızdım
0
Üzüldüm
1
Şaşırdım
6
