Gülümseyen Çiçek Masalı
Pencere kenarındaki çiçeği'ne su vermeyi unutan küçük Ayşe, çiçeğinin solduğunu ve yapraklarını kapattığını görür.
Bir varmış bir yokmuş... Güneşin tüllerin arasından süzülüp odayı altın rengine boyadığı, oyuncakların neşeyle etrafa dizildiği güzel bir evde, Ayşe adında çok tatlı bir kız çocuğu yaşarmış. Ayşe'nin odasındaki büyük pencerenin tam önünde, kırmızı saksının içinde yaşayan çok özel bir arkadaşı varmış: Bir Küstüm Çiçeği.
Bu çiçeğin adı Pıtırcık'mış. Pıtırcık sıradan bir çiçek değilmiş; ona dokunulduğunda yapraklarını "pıt" diye kapatır, güneş açtığında ve suyu verildiğinde ise yapraklarını kocaman açıp adeta neşeyle gülümsermiş. Ayşe, her sabah Pıtırcık'a suyunu verir, "Günaydın benim güzel çiçeğim," diyerek onu severmiş. Pıtırcık da pembe minik çiçekleriyle Ayşe'ye teşekkür edermiş.
Ancak bir gün, Ayşe'nin babası ona kocaman, yepyeni bir oyuncak ev hediye etmiş. Ayşe bu oyuncak eve o kadar çok sevinmiş ki, bütün gün sadece onunla oynamış. Ertesi gün olmuş, yine oyuncaklarıyla oynamış. Boyalar yapmış, bebeklerini uyutmuş ama pencerenin kenarındaki Pıtırcık'ı tamamen unutmuş.
Günler geçmiş. Pıtırcık'ın kırmızı saksısındaki toprak kurumuş, çatlamış. Zavallı Küstüm Çiçeği susuzluktan çok yorulmuş. Yapraklarını teker teker, sıkıca kapatmış. Boynu bükülmüş, o güzelim pembe çiçekleri solmuş. Pıtırcık, "Ayşe beni unuttu, beni artık sevmiyor," diye düşünerek iyice küsmüş.
Dördüncü günün sabahı, Ayşe odasının perdelerini açarken gözü pencerenin kenarına takılmış. Bir de ne görsün? O her zaman neşeyle açan, yeşil ve pembe renkleriyle parlayan Pıtırcık, grileşmiş, kurumuş ve yapraklarını sımsıkı kapatmış bir halde boynunu bükmüş duruyormuş.
Ayşe'nin kalbi "cız" etmiş. Ellerini yüzüne kapatmış, "Eyvah! Ben ne yaptım? Oyun oynamaya daldım ve en yakın sessiz dostumu unuttum!" diye çok üzülmüş. Gözleri dolmuş.
Hemen mutfağa koşmuş, en sevdiği bardağa taptaze, serin bir su doldurmuş. Koşarak Pıtırcık'ın yanına gelmiş. "Affet beni ne olur," diyerek suyu kurumuş toprağın üzerine yavaşça, şifa niyetine dökmüş. Toprak, "lup lup" diye suyu iştahla içmiş.
Ama Pıtırcık hala yapraklarını açmıyormuş. Ayşe, annesinin ona söylediği bir sözü hatırlamış: "Bitkiler sadece suyla değil, sevgiyle ve güzel sözlerle büyürler."
Ayşe, çiçeğin yanına eğilmiş. Burnunu saksıya yaklaştırmış ve en tatlı, en şefkatli sesiyle fısıldamış:
"Canım çiçeğim, seni unuttuğum için çok özür dilerim. Sen bu odanın en güzel rengisin. Seni çok seviyorum. Lütfen tekrar gülümse."
Pıtırcık, köklerinden gelen serin suyu hissetmiş. Ama ondan da önemlisi, Ayşe'nin o sıcacık ve sevgi dolu sözlerini duymuş. Küskünlüğü bir anda geçivermiş.
Önce en alttaki yaprağı yavaşça açılmış. Sonra ortadaki... En sonunda en tepedeki pembe tomurcuk "Pof!" diye açarak o kadar güzel bir çiçek olmuş ki, Pıtırcık gerçekten Ayşe'ye gülümsüyormuş gibi görünmüş.
Ayşe sevinçle zıplamış! O günden sonra Ayşe, ne kadar dalgın olursa olsun, ne kadar oyun oynarsa oynasın, sessiz dostunun suyunu ve ona "Seni seviyorum" demeyi bir daha hiç unutmamış.
Gökten üç su damlası düşmüş: Biri hatasını anlayıp düzelten Ayşe'nin alnına. Biri sevgiyle yeniden açan Küstüm Çiçeği'nin yaprağına. Biri de bitkilerin de birer can taşıdığını bilen tüm sevgi dolu çocukların kalbine.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
49
Beğenmedim
6
Sevdim
56
Güldüm
13
Kızdım
3
Üzüldüm
3
Şaşırdım
6
