Mavi Elbiseli Peri Masalı
Minik Peri Elara'nın mavi elbisesiyle çıktığı macerada, neşe tohumlarını tüm diyara yaymasını konu alan sıcacık bir masal.
Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların en neşeli köşesinde, çiçeklerin fısıltılarla konuştuğu, kelebeklerin rengarenk dans ettiği bir köy varmış. Bu köyde, adı Elara olan minicik bir peri yaşarmış. Elara'nın en sevdiği şeyi, gökyüzünün en güzel maviliğinden dokunmuş, üzerine minik yıldızlar serpiştirilmiş, her hareketiyle şırıl şırıl sesler çıkaran o eşsiz elbisesiymiş. Bu mavi elbise, Elara'nın neşesini, hayallerini ve kalbindeki iyiliği etrafa yayıyormuş. Elara, her sabah uyanır uyanmaz, mavi elbisesini giyer, kanatlarını çırparak bahçesindeki neşe tohumlarını sulamaya koşarmış. Bu tohumlar, Elara'nın kahkahalarıyla büyür, etrafa pırıl pırıl parıltılar saçarmış. Bazen, rüzgarın fırrr diye geçişiyle tohumlar etrafa saçılır, Elara da onları yakalamak için neşeyle kanat çırparmış.
Günlerden bir gün, köyün üzerine garip bir hüzün çökmüş. Çiçekler solmaya başlamış, kelebekler kanat çırpmayı unutmuş, çocukların kahkahaları kısılmış. Elara, mavi elbisesinin eteklerini savurarak köyde dolaşmış, herkesin yüzünde bir gölge görmüş. Neşe tohumları da pırıl pırıl parlamayı bırakmış, sanki içlerindeki ışık sönmüş gibiymiş. Elara, bu durumu görünce çok üzülmüş. Mavi elbisesinin içinden çıkan sihirli bir ışıltıyla, "Ben neşe perisiyim, bu hüzün neden?" diye fısıldamış. Yaşlı Bilge Baykuş, dalından usulca süzülerek Elara'nın yanına konmuş, gözlüğünü düzeltip, "Minik peri, köyün kalbindeki Neşe Pınarı kurumaya yüz tuttu. İnsanlar birbirlerine gülümsemeyi unuttular, kalpleri katılaştı. Neşe tohumları da ancak pınarın suyuyla can bulur," demiş. Elara, mavi elbisesinin eteklerini kavuşturmuş, kararlı bir şekilde Neşe Pınarı'nı bulmaya ve canlandırmaya yola koyulmuş.
Elara, mavi elbisesiyle dağları aşmış, dereleri geçmiş. Yolda karşılaştığı herkesin yüzüne minik bir gülümseme kondurmuş, onlara mavi elbisesinin ışıltısından bir parça hediye etmiş. Bir tıp tıp sesiyle akan küçük bir şelalenin yanından geçerken, yaşlı bir ağacın köklerinde uyuyan bir cüce görmüş. Cüce, rüyasında bile asık suratlıymış. Elara, mavi elbisesinin en parlak yıldızını nazikçe cücenin burnuna dokundurmuş. Cüce uyanmış, ilk başta kaşlarını çatmış ama sonra Elara'nın masmavi elbisesinin güzelliğiyle gözleri kamaşmış, yüzüne minik bir tebessüm yayılmış. Cüce, Elara'ya Neşe Pınarı'nın yerini göstermiş. Pınar, derin bir mağaranın içinde, etrafı hüzünlü taşlarla çevriliymiş. Elara, cesurca mağaraya girmiş, mavi elbisesinin ışıltısıyla etrafı aydınlatmış. Pınarın başında, kalbi kırık bir dev oturuyormuş. Dev, yıllardır yalnızlıktan ve unutulmaktan dolayı o kadar üzgünmüş ki, gözyaşları pınarın suyunu acılaştırmış. Elara, devin yanına gitmiş, mavi elbisesinin en parlak yıldızından birini devin eline bırakmış ve ona sıcacık gülümsemiş. Dev, ilk kez birinin ona bu kadar nazik davrandığını görmüş, kalbindeki buzlar erimeye başlamış. Neşe Pınarı, devin kalbinden akan sevgiyle yeniden coşkuyla akmaya başlamış, suyu berraklaşmış.
Neşe Pınarı'nın suyu yeniden coşkuyla akınca, köydeki tüm hüzün dağılmış. Çiçekler yeniden açmış, kelebekler neşeyle uçuşmuş, çocukların kahkahaları tüm köyü doldurmuş. Elara, mavi elbisesiyle köyüne geri dönmüş, yanında neşesi geri gelen dev ve gülümseyen cüce de varmış. Neşe tohumları, pınarın suyuyla canlanmış, her yere pırıl pırıl parıltılar saçmış. Elara, mavi elbisesinin getirdiği neşenin sadece bir kıyafet olmadığını, asıl neşenin kalplerde olduğunu anlamış. Köy halkı, birbirlerine daha çok gülümsemiş, birbirlerine daha çok sarılmış. İşte o günden sonra, Elara'nın mavi elbisesi, köyün neşe ve sevgi sembolü olmuş. Gökten üç mavi yıldız düşmüş, biri Elara'nın parlak kalbine, biri neşeyi yeniden bulan köy halkına, biri de masalımızı dinleyen ve kalplerine neşe tohumları eken tüm güzel çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
2
Beğenmedim
0
Sevdim
18
Güldüm
0
Kızdım
1
Üzüldüm
0
Şaşırdım
1
