Papatya Kokulu Tilki Masalı
Papatya Kokulu Tilki Fındık ile Kırık Kanatlı Kelebek Zeytin'in dostluk ve yardımseverlik dolu maceraları, kalplerinizi ısıtacak.
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir ormanın en derinlerinde, papatyaların dans ettiği bir açıklıkta, adı Fındık olan minik bir tilki yaşarmış. Fındık, diğer tilkiler gibi kurnaz değil, aksine her sabah papatya taçlarından kendine kolye yapar, gün boyu mis gibi kokan çiçeklerin arasında neşeyle koşuştururmuş. Onun en belirgin özelliği, burnunun ucu hep hafifçe papatya kokarmış; bu da onu ormandaki diğer tüm canlılardan ayırırmış. Fındık, koca ormanda yalnız başına yaşasa da kalbi sevgiyle dolu, her canlıya karşı şefkatli bir yavru tilkiymiş.
Pırıl pırıl bir ilkbahar sabahı, Fındık en sevdiği papatya tarlasına doğru ilerlerken, incecik bir hıçkırık sesi duymuş. Kulaklarını dikmiş, sesin geldiği yöne doğru usulca süzülmüş. Küçük bir papatya yaprağının altında, kanatlarından biri kırılmış, renkleri solmuş minicik bir kelebek duruyormuş. Adı Zeytin’miş bu kelebeğin. Fındık, Zeytin'in kırık kanadını görünce içten bir acıyla dolmuş, kalbi pır pır çarpmış. "Minik kelebek, ne oldu sana?" diye fısıldamış şefkatle. Zeytin, gözlerinden yaşlar süzülerek, bir rüzgar fırtınasında kanadının bir dala takılıp koptuğunu anlatmış. Fındık, Zeytin'i öylece bırakmaya gönlü el vermemiş. Onu nazikçe patileri arasına almış ve yuvasına götürmeye karar vermiş, çünkü biliyormuş ki ormanda yalnız kalırsa avcılara yem olabilirmiş. Kuş cıvıltıları, bu hüzünlü anı bir nebze olsun neşelendirmeye çalışmış.
Fındık, Zeytin'i yuvasına taşıdığında, küçük kelebeğin yaralı kanadı için ne yapacağını bilememiş. Günlerce düşünmüş, ormanın en yaşlı ağacından, en bilge baykuşuna kadar herkese danışmış. Ama kimse kırık bir kelebek kanadını nasıl iyileştireceğini bilememiş. Fındık, pes etmemiş. Her gün Zeytin'e en taze çiçeklerin nektarını getirmiş, onu sıcacık tüylerinin arasına alıp uyutmuş. Zeytin ise Fındık'ın şefkatli yüreğine her geçen gün daha da bağlanmış. Bir gün Fındık, rüyasında, ormanın derinliklerindeki pırıltılı bir gölün kıyısında büyüyen nadir bir çiçeğin yapraklarının, kırık kanatları iyileştirebileceğini görmüş. Ertesi sabah erkenden yola koyulmuş, ormanın en ücra köşelerine doğru, gölün yolunu bulmak için çalıların arasından geçmiş, derelerden atlamış. Rüzgarın uğultusu ona yol gösteriyormuş gibi gelmiş.
Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Fındık, rüyasında gördüğü pırıltılı göle ulaşmış ve kıyısında açan o nadir çiçeği bulmuş. Nazikçe birkaç yaprağını koparıp yuvasına dönmüş. Zeytin'in kırık kanadına o yapraklardan dikkatlice sürmüş. Mucizevi bir şekilde, o yaprakların sihirli dokunuşuyla Zeytin'in kanadı yavaş yavaş iyileşmeye, renkleri yeniden canlanmaya başlamış. Birkaç gün sonra Zeytin, kanatlarını çırparak yeniden gökyüzüne süzülmüş, Fındık'ın etrafında neşeyle dans etmiş. Fındık'ın yardımseverliği ve sabrı sayesinde Zeytin yeniden uçabilmiş, orman da bu güzel dostluğa şahit olmuş. Gökten üç papatya yaprağı düşmüş, biri merhametli Fındık'a, biri minnettar Zeytin'e, biri de zor durumdaki dostlarına yardım etmekten çekinmeyen tüm iyi kalpli çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
17
Beğenmedim
2
Sevdim
15
Güldüm
1
Kızdım
0
Üzüldüm
1
Şaşırdım
2
