Parlayan Yapraklar Masalı
Minik Elif'in maceraları! Sihirli ormanda kaybolan şarkıları bulmak için çıktığı yolculukta dostluk ve cesaretle parlayan yaprakların sırrını keşfediyor.
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil yaprakların altında, fısıltılarla dolu bir ormanda, kalbi kelebekler kadar hafif, gözleri yıldızlar kadar parlak Elif adında minicik bir kız yaşarmış. Elif'in en sevdiği şey, ormanın derinliklerinden gelen gizemli şarkıları dinlemek, sonra da o şarkıları kendi uydurduğu danslarla canlandırmakmış. Kıvırcık saçları, güneşin ilk ışıkları gibi altın sarısıymış ve yanaklarında her daim neşeli gamzeler belirirmiş. Üzerinde rengarenk çiçeklerle süslü, dizlerine kadar inen pamuklu bir elbise, ayaklarında ise yumuşacık, kırmızı pabuçlar varmış. Elif, her sabah uyandığında ilk iş, penceresinden ormana bakıp, acaba bugün hangi yeni şarkıyı keşfedeceğim diye heyecanla düşünür, minik kalbi pır pır atarmış.
Bir gün, ormandan gelen şarkıların sesi kısıldıkça kısılmış, sanki birileri tüm melodileri alıp götürmüş gibiymiş. Elif'in neşeli dansları durmuş, yüzündeki gamzeler kaybolmuş. Ormanın en yaşlı ve bilge ağacı, Koca Meşe, dallarını hüzünle sallamış. "Ah, minik Elif," demiş hışırtılarla, "Şarkı Yaprakları kayboldu. Onları bulmazsak, ormanımız bir daha asla neşeyle şakımayacak." Elif'in gözleri kocaman açılmış, kalbi cesaretle dolmuş. Hemen yola koyulmuş, kırmızı pabuçları ormanın patikalarında tıp tıp sesler çıkararak ilerliyormuş. Yol boyunca karşısına rengarenk tüyleri olan Bilge Baykuş çıkmış, kanatlarını şırıl şırıl seslerle çırparak, Elif'e yol göstermiş. "Şarkı Yaprakları, en derin vadideki Pırıltılı Mağara'da saklıdır," demiş bilge baykuş, "ama oraya ulaşmak için üç bilmeceyi çözmen gerekir."
Elif, Bilge Baykuş'un gösterdiği yoldan ilerlerken, ilk bilmeceyle karşılaşmış: "Gündüzleri uyur, geceleri parlar, gökyüzüne asılmış minik lambalar." Elif biraz düşünmüş, sonra sevinçle bağırmış: "Yıldızlar!" Bilge Baykuş onaylamış, Elif'in yolu açılmış. İkinci bilmece, şırıl şırıl akan bir dereden gelmiş: "Ne kadar çok alırsan, o kadar çok geride bırakırsın." Elif, dereye bakmış, sonra gülümsemiş: "Adımlar!" Ve son bilmece, rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçeden gelmiş: "Hem var hem yok, hem sessiz hem gürültülü, kalpten kalbe köprü kurar, kimseye görünmeden dolaşır." Elif derin bir nefes almış, gözlerini kapatmış ve kalbini dinlemiş. "Dostluk!" diye fısıldamış. Tam o anda, Pırıltılı Mağara'nın girişi, parlayan yaprakların ışığıyla aydınlanmış. Mağaranın içinde, binlerce minik, ışıltılı yaprak, sanki fırrr diye uçuşan kelebekler gibi dönüp duruyormuş, her biri farklı bir melodi fısıldıyormuş.
Elif, Pırıltılı Mağara'ya girer girmez, kaybolan tüm şarkılar yeniden canlanmış, orman neşeyle şakımaya başlamış. Yapraklar, Elif'in etrafında dans etmiş, her biri ona bir melodi hediye etmiş. Elif, şarkıları kalbine doldurmuş, ormanın her köşesine yaymış. O günden sonra, ormanda her zaman şarkılar söylenmiş, her yaprak neşeyle parlamış. Elif, dostluğun ve cesaretin en güzel şarkı olduğunu öğrenmiş. Gökten üç altın yaprak düşmüş, biri minik Elif'e, biri Bilge Baykuş'a, biri de kalbinde her zaman dostluğun ve cesaretin şarkısını taşıyan tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
1
Beğenmedim
1
Sevdim
7
Güldüm
1
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
0
