Renkli Kelebek ile Pofuduk Tavşan
Minik tavşan Pofuduk, burnuna konan sarı bir kelebeğin peşine düşer ve farklı kokular ile karşılaşır.
Bir varmış bir yokmuş... Güneşin her sabah çimenleri altın gibi parlattığı, arıların neşeyle vızıldadığı, gökyüzünün masmavi olduğu kocaman bir "Renk Bahçesi" varmış. Bu bahçede, kulakları uzun, burnu pembe ve tüyleri pamuk gibi bembeyaz olan Pofuduk adında minik bir tavşan yaşarmış. Pofuduk, gün boyu yeşil çimlerde zıplamayı ve taze yonca yemeyi çok severmiş.
Bir sabah, Pofuduk çimenlerin üzerinde uyuklarken burnunun ucunda hafif bir gıdıklanma hissetmiş. Gözlerini yavaşça açmış. Bir de ne görsün? Burnunun tam ucuna, güneş gibi sapsarı, kanatları pırıl pırıl parlayan minik bir Kelebek konmuş! Pofuduk hapşırmamak için burnunu büzmüş.
Kelebek, "Pır pır!" diye havalanmış ve bahçenin içlerine doğru uçmaya başlamış.
Pofuduk, "Dur gitme minik kelebek! Seninle oyun oynamak istiyorum," diyerek "zıp zıp" kelebeğin peşine düşmüş.
Sarı kelebek havada süzülmüş, süzülmüş ve bahçenin köşesindeki kocaman, kat kat yaprakları olan Kırmızı Gül çalısına konmuş. Pofuduk hemen gülün yanına gelmiş. Merakla burnunu kırmızı yapraklara yaklaştırmış ve derin bir nefes almış: "Snniiifff..."
"Vay canına!" demiş Pofuduk. "Bu çok tatlı ve sevgi dolu bir koku! Kırmızı güllerin bu kadar güzel koktuğunu hiç bilmiyordum."
Kelebek tekrar havalanmış. Bu sefer bahçenin diğer tarafındaki, uzun saplı ve minik mor çiçekleri olan Lavanta tarlasına doğru uçmuş. Pofuduk da uzun kulaklarını sallayarak peşinden koşmuş. Kelebek mor bir lavantaya konunca, Pofuduk yine derin bir nefes almış.
"Ohhh..." diyerek gözlerini kapatmış Pofuduk. "Bu koku o kadar ferah ve rahatlatıcı ki, sanki beni uyutacak gibi hissettiriyor. Lavantalar huzur kokuyormuş."
Sarı kelebek oyunu çok sevmiş, tekrar uçmuş. Bu kez ortası sarı, yaprakları beyaz olan bir Papatyanın üzerine konmuş. Pofuduk papatyayı koklamış.
"Hımm," demiş. "Bu koku çok hafif ve taze! Tıpkı bahar sabahlarında yağan yağmurdan sonraki toprak gibi kokuyor."
Kelebek en sonunda bahçenin ortasında, gökyüzüne doğru dimdik uzanan, güneşe benzeyen kocaman bir Ayçiçeğinin üzerine konmuş ve kanatlarını yavaşça kapatarak dinlenmeye başlamış.
Pofuduk ayçiçeğinin dibine oturmuş. Derin bir nefes almış. Rüzgar estikçe gülün tatlı kokusu, lavantanın huzuru ve papatyanın tazeliği birbirine karışarak burnuna geliyormuş.
Pofuduk o gün anlamış ki; doğadaki her çiçeğin, her bitkinin kendine has, bambaşka ve gizemli bir kokusu vardır. Dünyayı sadece gözlerimizle değil, burnumuzla koklayarak da keşfedebilirmişiz.
Pofuduk, ona bu harika kokuları öğreten sarı kelebeğe bakarak fısıldamış: "Teşekkür ederim küçük dostum. Sayende bahçemizin sadece renkli değil, aynı zamanda mis kokulu bir cennet olduğunu öğrendim."
Gökten üç çiçek yaprağı düşmüş: Biri kokuların sırrını öğrenen Pofuduk'a. Biri ona rehberlik eden sarı kelebeğe. Biri de doğanın güzelliklerini keşfetmeyi seven tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
41
Beğenmedim
3
Sevdim
50
Güldüm
6
Kızdım
1
Üzüldüm
5
Şaşırdım
5
