Bez Bebek Masalı
Neşeli büyükannesinin dikiş sepetinden çıkan bez bebeğin peşine düşen bir çocuğun, sabrı ve sevgiyi öğrendiği sıcacık bir aile masalı.
Bir varmış bir yokmuş, bir dağ eteğinde, pencerelerinden erik çiçeği kokusu süzülen bir kerpiç evde, kırışık elleri masal dolu, saçları kar gibi ak bir büyükanne yaşarmış. Komşuları ona güler yüzü nedeniyle "gülücük nine" derlermiş; çünkü o dikiş dikerken bile kendi kendine türkü mırıldanır, iğnesi kumaşta gezinirken şıp şıp sesler çıkararak eski bir orman şarkısı söylermiş. En sevdiği şeyse söğüt dalından örülmüş bir dikiş sepetiymiş; içinde renk renk iplikler, sedef düğmeler ve herkesin merak ettiği bir sır saklanırmış.
Bir akşam, torunu ipek saçlı küçük bir çocuk, nineciğinin kucağına sokulup o sepetten içeri bakmak istemiş. Sepetin dibinde, mavi kadife önlüklü, gözleri iki minik düğme olan eski bir bez bebek uyukluyormuş. "Bu bebek kimin ninem?" diye sormuş çocuk. Nine gülümseyip, "Bu benim çocukluğumun en sadık dostuydu, adı Peltek'ti; ama o yıllar önce dünyayı görmek isteyip gitti," demiş. Tam o sırada rüzgâr pencereyi fırrr diye aralamış ve bez bebek, sanki bir büyüyle canlanıp pervazdan aşağı, karanlık bahçeye atlayıvermiş. Çocuk, nineciğinin gençlik dostunu kaybetme korkusuyla hemen peşinden koşmuş.
Bahçenin derinliklerinde, ayışığının gümüşe boyadığı patikalarda bez bebek sekerek ilerlermiş; çocuk da sabırsızca onu yakalamaya çalışırmış. Lakin ne kadar hırsla atılsa, bebek elinden o kadar kaçarmış. Yorgun düşüp bir taşa oturan çocuğun yanına, önlüğünün ipliği çalıya takılmış bez bebek usulca yaklaşmış ve düğme gözleriyle ona bakmış. Çocuk bu kez koşmamış; sepetten aldığı iğneyle bebeğin sökülen önlüğünü sabırla, tıp tıp diken diken onarmış. İşte ancak o zaman bebek avucuna yaslanmış; meğer koşturan değil, sevgiyle onaran eller ona huzur verirmiş. Çocuk anlamış ki bir dostu tutmanın yolu onu kovalamak değil, ona emek vermekmiş.
Şafak sökerken çocuk, kucağında uyuyan bez bebekle nineciğinin yanına dönmüş. Gülücük nine torununu sarıp öpmüş, "Peltek yıllar önce dünyayı görmeye gitti derdim ya; aslında o hep bu sepette, bir dostun dönüşünü bekleyerek uyudu. Sen ona sabrınla dokundun, işte böyle uyandı," demiş. O günden sonra bebek, ninenin dizinde dinlenirken torunun da en candan arkadaşı olmuş. Gökten üç sedef düğme düşmüş; biri gülücük ninenin dikiş sepetine, biri sabırla dostunu onaran küçük çocuğa, biri de büyüklerini dinleyen ve sevgiyi emekle büyüten tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
8
Beğenmedim
5
Sevdim
6
Güldüm
1
Kızdım
1
Üzüldüm
2
Şaşırdım
2
