Cam Kanatlı Peri Masalı
Camdan Kanatlı Peri ile Kırık Dilek Fenerleri, dileklerini paylaşmayı öğrenen minik bir perinin cesaret ve iyilik dolu büyülü yolculuğunu anlatan masal.
Bir varmış bir yokmuş, bulutların altına asılı duran menekşe rengi bir vadinin en yüksek kavağında, avucundan küçük bir peri yaşarmış. Kanatları upuzun bir kış sabahının buzu gibi camdanmış; ışık her değdiğinde binlerce renk çıkarır, ama en ufak sarsıntıda cinnn diye titreşirmiş. Bu minik perinin adı Şeffaf’mış, çünkü kalbi de kanatları gibi berrakmış; ne düşünse yüzünden okunurmuş. Onun tek görevi varmış: Vadi halkının uykuya dalmadan önce diledikleri dilekleri, ince ipek fenerlere doldurup gökyüzüne asmakmış.
Ne var ki o yıl vadiye kıskanç bir rüzgâr olan Boran gelmiş; kuru dallar arasında ıslık çala çala eserek dilek fenerlerinin çoğunu paramparça etmiş. Şırıl şırıl akan derenin kıyısında toplanan kirpi, tavşan ve yaşlı bir baykuş, "Fenerler kırıldı, dileklerimiz uçtu gitti!" diye üzülmüşler. Şeffaf, kanatlarındaki cam kırıklarını tek tek toplarken bir şey fark etmiş: Kendi fenerleri sağlamken komşularınınki hep kırılıyormuş. Meğer o, yıllardır yalnızca kendi dileklerini gökyüzüne asmayı düşünür, başkalarının fenerlerine pek aldırmazmış. İçini bir utanç kaplamış ve "Bu vadinin bütün dileklerini yeniden gökyüzüne asacağım," diye söz vermiş.
Camdan kanatlarını titrete titrete Boran’ın uğuldadığı sarp kayalıklara doğru uçmuş. Yol boyunca ağlayan bir tavşan yavrusuna rastlamış; onun kırık fenerini kendi elleriyle onarmak için kanadından minicik bir cam parçası koparıp yamamış. Sonra baykuşun sönmüş fenerini, kirpinin buruşmuş dileğini, hepsini tek tek toplamış. Kanatları gitgide incelmiş, uçması zorlaşmış ama kalbi her onarılan dilekle biraz daha ısınmış. Nihayet Boran’ın kükrediği zirveye varmış; rüzgâr, "Senin gibi minik bir peri bana karşı gelemez!" diye gürlemiş. Şeffaf korkmamış, elindeki bütün fenerleri havaya salıvermiş; camdan kanatları bu sefer öyle bir parlamış ki Boran, o ışığın içinde kendi yalnızlığını görmüş ve utanarak uzak dağlara çekilmiş.
O gece vadinin gökyüzü, yeniden yüzlerce ipek fenerle donanmış; her biri bir hayvanın dileğini taşıyormuş. Şeffaf’ın kanatları artık eskisi kadar bütün değilmiş, birkaç parçası eksikmiş ama vadideki herkes onu bir kahraman gibi bağrına basmış. Yaşlı baykuş kanadına yumuşak bir tüy yamamış, tavşan ona en tatlı yoncalarını getirmiş. Şeffaf o gece öğrenmiş ki gerçek mutluluk, yalnız kendi dileğini değil, başkalarının dileklerini de gökyüzüne asmaktan geçermiş. Sabah olduğunda, kavağın altında minik bir armağan bulmuş. Gökten üç ışıltılı cam parçası düşmüş; biri kanatları paramparça olsa da vazgeçmeyen cesur peri Şeffaf’a, biri dileklerini paylaşan iyi kalpli vadi dostlarına, biri de bu masalı dinleyip arkadaşlarıyla paylaşmayı bilen tüm nazik çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
16
Beğenmedim
7
Sevdim
14
Güldüm
2
Kızdım
1
Üzüldüm
5
Şaşırdım
3
