Dostluk Köprüsü Masalı
İki inatçı keçi sürüsü, yıllardır bir köprünün iki yakasında küs yaşamaktadır.
Bir varmış bir yokmuş... Yemyeşil vadilerin ortasından gürül gürül akan, köpük köpük sularıyla meşhur "Mavi Nehir"in iki yakasında, göklere uzanan iki büyük dağ varmış. Bir yakada tüyleri duman rengi olan Gri Keçiler, diğer yakada ise pamuk gibi Beyaz Keçiler yaşarmış. Aslında bu iki sürü eskiden tek ve kocaman bir aileymiş. ama yıllar önce inatlaşan iki büyük dede keçi yüzünden iki dağ arasındaki köprü yıkılmış ve o günden beri iki taraf birbirine küsmüş.
Gri Keçilerin tarafında Ali adında, gözleri pırıl pırıl, merhametli bir çoban çocuk; Beyaz Keçilerin tarafında ise örgülü saçları rüzgarda uçuşan Zeynep adında neşeli bir çoban kız yaşarmış. Ali ve Zeynep, nehrin iki kıyısından birbirlerine el sallarmış. "Keşke yan yana oynayabilsek," diye iç geçirirlermiş. Ama sürülerin yaşlı ve inatçı liderleri Koca Boynuz ve Sivri Sakal, "Hayır! Karşı tarafa bakmak bile yasak! Onlar bizimle konuşmuyor, biz de onlara küsüz!" diye inat ederlermiş.
Bir sabah Ali ve Zeynep erkenden, güneş daha dağların arkasından yeni doğarken uyanmışlar. "Büyüklerin bu anlamsız inadı bizi ayırmamalı," diye düşünmüşler. Nehir kenarındaki en sağlam, en esnek sarmaşıkları ve vadinin en renkli çiçeklerini toplamaya başlamışlar. Ali kendi tarafından, Zeynep karşı taraftan sarmaşıkları örmeye başlamış. Sadece onlar değil, ormandaki sincaplar düğümleri sıkılaştırmış, kuşlar gagalarıyla çiçek taşımış. Doğa bile bu küslüğün bitmesini istiyormuş. Rengarenk papatyalar, güller ve mor sümbüllerle süslü, mis kokulu ve sağlam bir halat köprü örmüşler.
Öğlene doğru, güneş tam tepedeyken inatçı keçi liderleri Koca Boynuz ve Sivri Sakal durumu fark etmiş. "Ne yapıyor bu çocuklar?" diye merakla ve biraz da kızgınlıkla nehir kenarına inmişler.
Bir de ne görsünler? Ali ve Zeynep, sarmaşıkları birbirine fırlatıp havada düğümlemişler. Ortaya sallanan ama çok güzel görünen Çiçekten Bir Köprü çıkmış!
Ali köprünün ortasına yürümüş, Zeynep de karşıdan gelmiş. Tam ortada, nehrin üzerinde buluşup birbirlerine kardeşçe sarılmışlar.
Ali, kıyıdaki Gri Keçilere dönmüş: "Bakın! Tahta köprüler çürür, yıkılır ama sevgiyle kurulan köprüler yıkılmaz."
Zeynep, Beyaz Keçilere seslenmiş: "Biz kocaman bir aileyiz. Ailede küslük olmaz, inat olmaz, sadece sevgi ve paylaşmak olur!"
Çocukların bu sözleri ve çiçekli köprünün o büyüleyici güzelliği, inatçı keçilerin yıllardır katılaşmış kalbini yumuşatmış. Koca Boynuz, sakalını sıvazlayarak köprüye ağır bir adım atmış. Karşıdan da Sivri Sakal, toynaklarını vura vura gelmiş. Herkes nefesini tutmuş, nehir bile sanki susmuş. "Yine mi kavga edecekler? Köprüyü mü yıkacaklar?" diye korkuyla beklemişler.
Ama iki yaşlı keçi, köprünün tam ortasında durmuşlar. Birbirlerinin gözlerinin içine bakmışlar. Yılların özlemiyle gözleri dolmuş ve... TOKUŞ! diye kafalarını hafifçe, nazikçe birbirlerine vurmuşlar. Ama bu bir kavga değil, keçilerin "Barışalım, seni özledim" deme şekliymiş!
Koca Boynuz, "Boşu boşuna inat ettim, kardeş kokunu özlemişim," demiş.
Sivri Sakal, "Asıl ben unuttum, gel karşı yakanın otlarından beraber yiyelim," demiş.
O gün Gri ve Beyaz keçiler birbirine karışmış, yavrular neşeyle zıplamış. Çiçekten köprünün üzerinde şenlikler yapılmış, en güzel otlar paylaşılmış.
Gökten üç renkli çiçek düşmüş: Biri barışı ilmek ilmek dokuyan Ali ve Zeynep'e. Biri inadından vazgeçip kucaklaşan keçilere. Biri de ailesine, kardeşine ve arkadaşına küsmeyen, sevgi dolu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
6
Beğenmedim
2
Sevdim
7
Güldüm
1
Kızdım
1
Üzüldüm
1
Şaşırdım
1
