Masal Parkı
Kaşif Leo ve Mina, Amazon ormanlarının gizli bir park bulurlar.
Bir varmış bir yokmuş... Dünyanın nefes aldığı, ağaçların gökyüzüne merdiven dayadığı uçsuz bucaksız Amazon Ormanları'nın kıyısında, meraklı mı meraklı iki küçük kaşif yaşarmış. Biri, her zaman yeşil keşif yeleğini giyen, dürbününü boynundan eksik etmeyen Leo; diğeri ise doğadaki her sesi not alan, örgülü saçlı Mina'ymış.
Köyün yaşlıları hep bir efsaneden bahsedermiş: "Ormanın en derin yerinde, insanların yapmadığı, doğanın kendi kendine oluşturduğu sihirli bir Masal Parkı vardır. Orayı sadece kalbi temiz kaşifler bulabilir."
Leo ve Mina, bir sabah çantalarını hazırlayıp bu gizemli parkı bulmak için yola koyulmuşlar. Dev yaprakların arasından geçmişler, renkli kelebekleri takip etmişler. Yürüdükçe ormanın havası değişmiş, etraf mis gibi kakao ve vanilya kokmaya başlamış.
Sonunda devasa bir sarmaşık perdesini araladıklarında gözlerine inanamamışlar! Karşılarında efsanevi Masal Parkı duruyormuş. Ama burası şehirdeki parklara benzemiyormuş. Burada salıncaklar plastikten değil, ağaçlardan sarkan sağlam ve kıvrımlı sarmaşıklardanmış. Kaydıraklar, devasa ve pürüzsüz muz yapraklarındanmış.
En ilginci ise ağaçlardı! Dallarda elma ya da armut yerine, rüzgar estikçe "çıngır çıngır" ses çıkaran oyuncak şekilli meyveler, top gibi yuvarlak kabaklar ve bebek gibi şekil almış kökler sarkıyormuş.
Mina heyecanla bağırmış: "Leo, nehre bak! Bu su değil, bu resmen çikolata!"
Gerçekten de Amazon'un o meşhur kahverengi, çamurlu suyu burada o kadar yoğun ve tatlı görünüyormuş ki, sanki dev bir çikolata şelalesinden akıyormuş. Nehrin kenarında pembe yunuslar, çikolata rengi sularda neşeyle zıplıyormuş.
Tam o sırada, ağacın dalında oturan rengarenk gagalı bir Tukan Kuşu, "Hoş geldiniz küçük kaşifler!" diye şakımış.
Leo şaşırmış: "Sen konuşabiliyor musun?"
Tukan gülmüş: "Burada her şey konuşur, her şeyin bir hikayesi vardır. Gelin, Tembel Hayvan Amca size masal anlatacak."
Çocuklar, nehrin kenarındaki büyük bir kütüğe oturmuşlar. Ağaçta asılı duran, yavaş hareket eden ama çok bilge görünen Tembel Hayvan, onlara ormanın nasıl oluştuğunu, ağaçların nasıl dans ettiğini ve nehrin neden çikolata renginde olduğunu anlatan harika masallar anlatmış. Meğer nehir, ormanı besleyen en lezzetli "toprak çikolatası"nı taşıyormuş.
Leo ve Mina, sarmaşık salıncaklarda sallanmış, yaprak kaydıraklardan kaymış ve maymunlarla saklambaç oynamışlar. Hiçbir oyuncakçıda bulamayacakları kadar çok eğlenmişler.
Akşam olup güneş batarken, Tukan Kuşu onlara rehberlik etmiş.
"Burası doğanın size hediyesidir," demiş Tukan. "Oyuncaklar fabrikalarda değil, bazen bir ağacın dalında, bazen bir nehrin kıyısında saklıdır."
Leo ve Mina köylerine döndüklerinde, artık her ağaca, her nehre farklı bir gözle bakıyorlarmış. Çünkü biliyorlarmış ki, doğa aslında dünyanın en büyük ve en güzel oyun parkıymış.
Gökten üç kakao çekirdeği düşmüş: Biri kaşif Leo'ya, biri meraklı Mina'ya, biri de doğada oyun oynamayı seven tüm çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
17
Beğenmedim
3
Sevdim
10
Güldüm
1
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
2
