Şans Ayağıma Geldi

Yağmurlu bir günde Sevgi, tarihi bir ayakkabıcıya uğramaya karar verir.

Şans Ayağıma Geldi

Bir varmış bir yokmuş... Denizin hırçın dalgalarla kıyıya değdiği, yağmurun sık sık yağdığı bir sahil kasabasında, artık çocukluktan çıkıp genç bir kız olan Sevgi yaşarmış. Sevgi, eskiden doğayı severmiş ama büyüdükçe kulaklıklarını takıp dünyadan kopmuş, yağmuru sadece saçını bozan bir sıkıntı olarak görmeye başlamış.

Bir gün, okul çıkışı aniden bastıran sağanak yağmurda sırılsıklam kalmış. Ayakkabıları su alınca, sığınmak için köşedeki, daha önce hiç fark etmediği, tabelası silinmiş tarihi bir ayakkabıcı dükkanına girmiş. İçerisi eski deri ve lavanta kokuyormuş. Tezgahın arkasında, gözlüklü, beyaz sakallı tonton bir usta belirmiş.
Usta, "Seni bekliyordum evlat," demiş ve tozlu raflardan pırıl pırıl parlayan, sanki okyanusun derinliklerinden yapılmış gibi duran parlak mavi yağmur çizmelerini çıkarmış. "Bunlar sana yolu gösterecek."

Sevgi şaşırmış ama çizmeleri çok beğenmiş. Çizmeleri giydiği an, ayaklarında tuhaf bir sıcaklık hissetmiş. Dükkandan çıkıp ilk su birikintisine bastığında "ŞLOP!" diye bir ses çıkmış. Sevgi aşağı baktığında kendi yansımasını değil; kilometrelerce ötedeki derin okyanusu, rengarenk mercanları ve yüzen balıkları görmüş!

Şaşkınlıkla, "Rüya mı görüyorum?" diye fısıldamış.
Tam o sırada su birikintisinin içinden (yani okyanustan) tiz bir ses gelmiş: "Hey! Sen bizi duyabiliyor musun?"

Sevgi eğilip bakmış. Birikintinin içinde, pulları gökkuşağı gibi parlayan nadir bir Gökkuşağı Balığı ona bakıyormuş.
Balık, "Fırtına sürümüzü dağıttı ve insanlar denize o kadar çok atık atmış ki evimizin yolunu bulamıyoruz. Bize temiz akıntıyı gösterir misin?" demiş.

Sevgi, bu çizmelerin ona doğanın sesini duyurduğunu anlamış. Artık kulaklığına ihtiyacı yokmuş. Hemen kasabanın en yüksek tepesine, deniz fenerinin olduğu yere koşmaya başlamış. Her bastığı su birikintisinde farklı balıklarla konuşuyor, onlardan okyanusun durumunu öğreniyormuş.

Sevgi, deniz fenerinin tepesine çıkmış. Rüzgar saçlarını savururken o, çizmelerinin verdiği güçle denize bakmış ve suyun altındaki güvenli akıntıları harita gibi görmüş. Denize doğru seslenmiş:
"Gökkuşağı Balığı! Beni dinleyin! Kayalıkların sol tarafı çok kirli, oraya girmeyin! Sağdaki derin vadiden yüzün, orası temiz!"

Sevgi'nin sesi rüzgarla birleşip dalgalara karışmış. Balık sürüsü, Sevgi'nin yönlendirmesiyle o kirli ve tehlikeli bölgeden kurtulup, güvenli mercanlarına ulaşmış. Gökkuşağı Balığı, suyun üzerine sıçrayıp Sevgi'ye teşekkür etmiş.

Sevgi o gün eve döndüğünde sırılsıklam ama gururluymuş. Çizmeleri çıkardığında büyü bozulmuş ama Sevgi'nin içindeki değişim kalıcıymış. Ertesi sabah güneş açtığında, Sevgi sahile inmiş. Arkadaşlarını toplamış ve "Hadi sahili temizleyelim, balıkların evi kirlenmesin," demiş.

Sevgi anlamış ki; doğayı duymak için sihirli çizmelere gerek yokmuş, sadece kalbini açmak yetermiş.

Gökten üç mavi damla düşmüş: Biri okyanusun sesini duyan Sevgi'ye. Biri evine kavuşan balıklara. Biri de doğayı korumak için harekete geçen gençlere.

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 16
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 11
Güldüm Güldüm 4
Kızdım Kızdım 1
Üzüldüm Üzüldüm 1
Şaşırdım Şaşırdım 1