Nasreddin Hoca ile Pinokyo

Nasreddin Hoca'nın yolu, yalan söyleyince burnu uzayan tahta bir çocukla kesişiyor. Bilgelik ve eğlence dolu bu masalda yalanın zararları anlatılıyor.

Nasreddin Hoca ile Pinokyo - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların ötesinde, yemyeşil ovaların ve pırıl pırıl akan derelerin ortasında, Akşehir’in şirin mi şirin bir köyünde, herkesin çok sevdiği, her sözü altın değerinde, fıkralarıyla gönüllere taht kurmuş bilge mi bilge bir Nasreddin Hoca yaşarmış. Hoca’nın sivri zekası, tatlı dili ve her daim yüzündeki tebessümü, köyün en soğuk günlerini bile ısıtır, en somurtkan yüzleri güldürüverirmiş. Eşeği Karakaçan ile köy yollarında gezinirken, bir yandan çevreyi izler, bir yandan da aklından geçen nice derin düşünceleri, etrafındaki her şeye yansıtırmış. Bir gün, güneşin altın sarısı ışıkları dağların ardında batmaya hazırlanırken, Hoca, köy meydanındaki çınar ağacının altında oturmuş, elindeki kavun dilimini afiyetle yerken, birdenbire karşısında daha önce hiç görmediği, garip mi garip bir çocuk belirmiş. Bu çocuk, başındaki kırmızı şapkası, üzerindeki renkli tulumu ve en ilginci, pürüzsüz tahtadan yapılmış gibi duran bir burnuyla, sanki başka bir dünyadan gelmiş gibiymiş. Hoca, şaşkınlığını gizleyemese de, gülümseyerek çocuğu süzmüş, "Evlat, bu ne haldir, sen kimlerdensin böyle?" diye sormuş.

Nasreddin Hoca ile Pinokyo - Masal Oku

Tahta burunlu çocuk, gözlerini Hoca’dan kaçırarak, utangaç bir sesle "Ben Pinokyo, efendim. Uzaklardan geldim, yolumu kaybettim," demiş. Ama ne dese beğenirsiniz, Pinokyo bu sözleri söyler söylemez, burnu bir anda "gıcır gıcır" diye uzamaya başlamış, o kadar uzamış ki neredeyse Hoca’nın kavun dilimine değecekmiş. Hoca, bu duruma hem şaşırmış hem de içten içe gülmüş. "Vay canına, bu ne hikmettir!" diye kendi kendine mırıldanmış. Pinokyo, burnunun uzamasıyla daha da paniklemiş, elleriyle burnunu kapatmaya çalışmış ama nafile. Hoca, çocuğun bu halini görünce, onun yalan söylediğini hemen anlamış. "Evlat," demiş bilgece, "yalan söylemek, tıpkı ağaca tırmanmaya çalışmak gibidir; ne kadar tırmanırsan tırman, sonunda düşersin. Hem de burnun gibi uzayıverir yalanların, saklayamazsın." Pinokyo, Hoca’nın sözleriyle iyice kızarmış, başını öne eğmiş. Hoca, yanındaki boşluğa işaret ederek, "Gel bakalım yanıma, otur şöyle. Bana doğruyu söyle, belki bu burnun da eski haline döner," demiş. Pinokyo, çekine çekine Hoca’nın yanına oturmuş ve içini dökmeye başlamış. "Aslında ben bir kuklaydım, gerçek bir çocuk olmak istiyordum. Bir peri bana bu şansı verdi ama bir şartı vardı: hep doğruyu söyleyecektim. Ama ben, bazen küçük yalanlar söyledim, sadece biraz eğlenmek için..." Tam o sırada, Pinokyo’nun burnu bir "fırrr" sesiyle birazcık kısalmış. Hoca, tebessüm etmiş. "Gördün mü evlat, doğruluk, en uzun burnu bile kısaltır."

Nasreddin Hoca ile Pinokyo - Masal Oku

Hoca, Pinokyo'ya köydeki işlerde yardım etmesini önermiş. "Gel bakalım, bugün bana bostanda yardım et. Hem çalışırız hem de sohbet ederiz," demiş. Pinokyo, bu teklifi sevinçle kabul etmiş. Birlikte bostana gitmişler, Hoca domates fidelerini sularken, Pinokyo da otları yolmaya başlamış. Ancak Pinokyo, bir yandan da köydeki çocukların oyunlarını izliyormuş. Bir ara, Hoca’nın gözü arkasında yokken, Pinokyo, bostandan birkaç olgun domatesi cebine atmış. Hoca döndüğünde, "Pinokyo, domatesler ne güzel olmuş, değil mi?" diye sormuş. Pinokyo, cebindeki domatesleri saklayarak, "Evet Hoca’m, çok güzeller," demiş. Ama o an, burnu yine uzamaya başlamış, bu sefer daha da hızlı ve daha da uzun. Hoca, Pinokyo’nun uzayan burnunu görünce derin bir iç çekmiş. "Evlat, yalanın küçüğü büyüğü olmaz. Küçücük bir hırsızlık bile koca bir yalanın tohumudur," demiş. Pinokyo, bu sefer gerçekten pişman olmuş. Gözleri dolmuş, cebindeki domatesleri çıkarıp Hoca’ya uzatmış. "Özür dilerim Hoca’m, çok özür dilerim. Bir daha asla yalan söylemeyeceğim, asla başkasının malına göz dikmeyeceğim," diye hıçkırarak söylemiş. Hoca, Pinokyo’nun samimi pişmanlığını görünce, şefkatle başını okşamış. "Önemli olan hatayı anlamak ve bir daha yapmamaktır evlat. Herkes hata yapar, önemli olan ders çıkarmaktır," demiş. Pinokyo’nun burnu, bu samimi itirafın ardından yavaş yavaş eski haline dönmeye başlamış, sanki hiç uzamamış gibi olmuş.

Nasreddin Hoca ile Pinokyo - Masal Oku

Hoca ve Pinokyo, o günden sonra iyi bir dost olmuşlar. Pinokyo, Nasreddin Hoca’dan dürüstlüğü, çalışkanlığı ve doğru yolu öğrenmiş. Artık ne küçük bir yalan söylüyormuş ne de başkasının malına göz dikiyormuş. Köydeki herkes onu çok seviyor, onunla oyunlar oynuyor, hikayelerini dinliyormuş. Pinokyo, gerçek bir çocuk olmanın sadece bir peri büyüsüyle değil, dürüstlükle, iyilikle ve doğru sözle mümkün olduğunu anlamış. Hoca ise, Pinokyo sayesinde, yalanın ne kadar da çabuk ortaya çıktığını ve doğruluğun her zaman en güzel yol olduğunu bir kez daha görmüş. Akşam olduğunda, yıldızlar gökyüzünde parıl parıl parlarken, Pinokyo, Hoca'nın dizinin dibinde oturmuş, onun anlattığı fıkralara kahkahalarla gülüyormuş. Kalbi sevgi ve huzurla doluymuş. Gökten üç elma düşmüş, biri Nasreddin Hoca'ya, biri dürüstlüğü öğrenen Pinokyo'ya, biri de bu güzel masalı dinleyip her zaman doğruyu söyleyen tüm akıllı çocuklara.

Nasreddin Hoca ile Pinokyo - Masal Oku

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 8
Beğenmedim Beğenmedim 2
Sevdim Sevdim 5
Güldüm Güldüm 5
Kızdım Kızdım 1
Üzüldüm Üzüldüm 1
Şaşırdım Şaşırdım 1