Nasreddin Hoca ve Şeker Dersi
Nasreddin Hoca ile sihirli Şeker Ormanı'nda geçen eğitici bir masaldır.
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Akşehir'de Nasreddin Hoca yaşarmış. Bir gün köyün çocukları Hoca'nın yanına gelmişler. "Hocam hocam, bize bir masal anlat!" demişler. Hoca gülümsemiş: "Masal mı? Peki size Şeker Ormanı'nı anlatayım mı?" demiş. Çocukların gözleri ışıl ışıl parlamış: "Evet evet!" diye bağırmışlar.
"Bir zamanlar" diye başlamış Hoca, "uzak bir yerde sihirli bir orman varmış. Bu ormanın ağaçları şekerden, yaprakları şekerlemeden, çiçekleri lokumdanmış!" Çocuklar hayretle dinliyorlarmış. "Vay be!" demişler. Hoca devam etmiş: "Bu ormanda her şey tatlıymış. Nehirler limonata, çeşmeler portakal suyu akıtırmış. 'Şırıl şırıl!' Gökkuşağı bile rengarenk şekerlerden oluşurmuş!"
"Bir gün" demiş Hoca, "Ali ve Ayşe adında iki kardeş bu ormana girmişler. Ali heyecanla bağırmış: 'Vay be Ayşe, bak şu ağaçlara!' Bir ağaçtan şeker çubuk koparıp yemiş: 'Nam nam nam! Ne kadar lezzetli!' Ayşe de çiçeklerden lokum toplamış: 'Yerim yerim yerim!' demişler. Her yeri tatlılarla doluymuş, durmadan yemişler."
Ali bir sakız ağacına tırmanmış. Dallardan renkli sakızlar sarkıyormuş. "Hop hop hop!" diye zıplayıp hepsini koparmış. Cebine doldurmuş, ağzına atmış. Ayşe ise çikolata çalılarından çikolata toplamış. "Daha fazla! Daha fazla!" diye bağırıyorlarmış. Karınları şişmeye başlamış ama durmamışlar. "Tamam bu kadar yeter" diyen olmamış.
Akşam olmuş, çocuklar ormanın ortasına varmışlar. Orada dev bir şeker sarayı varmış. Kapıda yaşlı bir bilge adam oturuyormuş. Adam sormuş: "Hoş geldiniz çocuklar, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" Ali karnını tutmuş: "Oooof, midem çok ağrıyor!" demiş. Ayşe de "Dişlerim ağrıyor, başım dönüyor!" diye inlemiş. Bilge adam başını sallamış.
"Çocuklar" demiş bilge adam, "bu orman sihirlidir ama bir dersi vardır. Her şeyin fazlası zararlıdır. Tatlılar güzeldir, şeker lezzetlidir ama ölçülü yenmelidir." Ali ve Ayşe anlamaya başlamışlar. Bilge adam devam etmiş: "Hem tatlı yiyin hem de meyve, sebze, süt için. Sadece tatlı yerseniz hasta olursunuz, dişleriniz çürür, karnınız ağrır."
Bilge adam onlara sihirli bir su vermiş. "İçin bunu, rahatlar gevşersiniz" demiş. Çocuklar içmişler. "Gluk gluk gluk!" Birden kendilerini daha iyi hissetmişler. Bilge adam gülümsemiş: "Artık anlayın, şeker ara sıra, az miktarda yenir. Her gün meyve sebze yiyin, süt için, su için. Sağlıklı beslenin!" Ali ve Ayşe başlarını sallamışlar: "Anladık, teşekkür ederiz!" demişler.
Sabah olduğunda kendilerini köyde bulmuşlar. "Bir rüya mıydı?" diye şaşırmışlar. Nasreddin Hoca gülümsüyormuş karşılarında. "İşte böyle çocuklar" demiş Hoca, "Şeker Ormanı masalı budur. Tatlılar güzeldir ama her şeyin bir ölçüsü vardır. Akıllı çocuklar ölçülü yer, sağlıklı beslenir!" Çocuklar alkışlamışlar: "Ne güzel masal Hocam!" demişler.
O günden sonra köyün çocukları derslerini almışlar. Tatlı yiyorlardı ama fazla değil, ölçülü. Hem meyve yiyorlar hem sebze, hem de süt içiyorlarmış. Dişlerini fırçalıyorlar, sağlıklı besleniyorlarmış. Nasreddin Hoca onları görünce sevinirmiş: "İşte akıllı çocuklar!" dermiş. Köyde herkes mutlu ve sağlıklıymış.
Gökten üç şeker düşmüş: Biri diş fırçası olmuş, çünkü her şeyin ölçülü olması gerekiyormuş ve sağlıklı beslenmenin önemi büyükmüş. Biri masalı dinleyen çocukların kalbine ölçülülük olmuş. Biri de herkesin kalbine sağlık ve bilgelik olmuş.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
8
Beğenmedim
1
Sevdim
3
Güldüm
3
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
2
