Tavus Kuşu Masalı
Bir zamanlar, tüylerinin ışıltısıyla göz kamaştıran kibirli bir tavus kuşunun kalbi, ormandaki diğer canlıların sevgisiyle nasıl parladığını keşfedin.
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil yaprakların güneşle dans ettiği, şırıl şırıl derelerin aktığı bir ormanda, tüyleri gökkuşağının tüm renklerini barındıran, görenleri hayran bırakan bir tavus kuşu yaşarmış. Her sabah, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, tüy yelpazesini gururla açarmış. Tüylerindeki binbir desen, göz alıcı parıltılarla etrafa ışıklar saçarmış. O kadar güzelmiş ki, ormandaki tüm hayvanlar onu hayranlıkla izlermiş. Ama tavus kuşu, bu güzelliğiyle diğerlerinden üstün olduğunu düşünürmüş. Kendini diğer kuşlardan, hatta tüm orman canlılarından daha özel görürmüş. Minik serçelerin cıvıltıları, sincapların fırrr fırrr ağaçlara tırmanışı, geyiklerin zarif adımları onun gözünde sıradanmış. Sadece kendi pırıl pırıl tüylerini beğenir, onlarla övünmekten başka bir şey düşünmezmiş.
Bir gün, ormanda büyük bir fırtına kopmuş. Gökyüzü kararmış, şimşekler çakmış, ağaçlar rüzgarın şiddetiyle bir o yana bir bu yana sallanmış. Tavus kuşu, en sevdiği, en gösterişli tüylerinin zarar görmesinden çok korkmuş. Hemen kendine güvenli bir yer aramaya başlamış. Ama o kadar kibirliymiş ki, bugüne dek hiçbir hayvanla gerçek bir dostluk kurmamış. Kimseyle konuşmamış, kimseye yardım etmemiş. Bu yüzden, fırtınanın ortasında yapayalnız kalmış. Yağmurun şıp şıp damlaları tüylerini ıslatırken, ne yapacağını bilemez halde bir kayanın altına sığınmış. Oysa ormandaki diğer hayvanlar, fırtınaya karşı birbirlerine kenetlenmiş, yuvalarını sağlamlaştırmak için el birliğiyle çalışmışlar. Minik kuşlar, kocaman filin sırtına tünemiş, sincaplar ağaç kovuklarında birbirlerine sokulmuşlar. Hepsi bir aradaymış, sıcacık ve güvende.
Fırtına dindikten sonra, tavus kuşu sığındığı yerden çıkmış. Tüyleri ıslanmış, toprağa bulaşmış, eski parlaklığını yitirmişmiş. Yalnız ve çaresiz hissetmiş. Tam o sırada, yanından geçen bir grup maymun, onu görmüş. Maymunlardan biri, "Eyvah, tavus kuşu ne kadar üzgün görünüyor!" demiş. Diğeri, "Tüyleri ıslanmış, rengi solmuş!" diye eklemiş. Tavus kuşu, onların bu sözlerini duyunca daha da utanmış. Ama maymunlar, onunla alay etmek yerine, ona yardım etmeye karar vermişler. Bir yandan dalları silkelemiş, diğer yandan da güneşin altında kuruması için ona en güzel yeri göstermişler. Tavus kuşu şaşkınlıkla onlara bakmış. Bugüne dek kimse ona bu kadar yakın davranmamış, bu kadar içten bir yardım eli uzatmamış. O an anlamış ki, gerçek güzellik tüylerinde değil, kalplerde saklıymış. Herkesin bir değeri, herkesin özel bir yanı varmış. Kendi göz alıcı tüyleri kadar, maymunların yardımseverliği, serçelerin neşesi, geyiklerin zarafeti de ormanı güzelleştiren birer hazineymiş.
O günden sonra tavus kuşu bambaşka bir kuş olmuş. Artık tüylerinin ışıltısıyla değil, kalbinin sıcaklığıyla parlamış. Herkesin kendine özgü bir güzelliği olduğunu, her canlının ormana farklı bir değer kattığını anlamış. Fırtınalar gelip geçermiş ama dostluklar kalıcıymış. Gökten üç pırıl pırıl tüy düşmüş: Biri kalbi iyiliklerle dolu tavus kuşuna. Biri bu masalı seven küçük kalplere sıcacık bir gülümseme. Biri de herkesi olduğu gibi kabul etmenin büyülü gücüne.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
10
Beğenmedim
1
Sevdim
16
Güldüm
3
Kızdım
1
Üzüldüm
2
Şaşırdım
2
