23 Nisan Masalı
Güneşli Kasaba'da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı büyük bir coşkuyla kutlanıyor!
Bir varmış bir yokmuş... Evlerin pastel sarı, mavi ve pembeye boyandığı, bahçelerinde beyaz tahta çitlerin ve büyük verandaların olduğu, herkesin birbirini tanıdığı şirin mi şirin Güneşli Kasaba'da harika bir bahar sabahı yaşanıyormuş. Ama bu sıradan bir sabah değilmiş; takvimler 23 Nisan'ı gösteriyormuş! Dünyadaki tüm çocukların en sevdiği gün gelip çatmış.
Kasabanın her sokağı, her penceresi kırmızı-beyaz bayraklarla ve renkli balonlarla süslenmiş. Kasaba halkı, en güzel kıyafetlerini giyerek meydandaki büyük okula doğru yürümeye başlamış.
Okulun bahçesinde büyük bir heyecan varmış. Sınıfın en akıllı çocuklarından Efe, bu özel gün için haftalardır hazırlandığı şiiri okuyacağı için kalbi "güm güm" atıyormuş.
Efe'nin en yakın arkadaşı, kıvırcık kızıl saçlı Deniz ise kasabanın halk oyunları ekibinin başıymış. Üzerinde harika yöresel kıyafetleri varmış.
Tören, okul müdürünün konuşmasıyla başlamış. Sonra sahneye Efe çıkmış. Gözlüklerini düzeltmiş, mikrofonu tutmuş ve o kadar gür, o kadar inançlı bir sesle 23 Nisan şiirini okumuş ki, onu dinleyen herkesin tüyleri diken diken olmuş, bütün kasaba onu ayakta alkışlamış.
Ardından davullar "Güm tek tek!" diye çalmaya başlamış. Deniz ve arkadaşları sahneye çıkmış. Kollarını iki yana açıp, dizlerini yere vurarak o kadar coşkulu bir halk oyunu (zeybek) oynamışlar ki, rüzgar bile onların ritmine eşlik etmiş.
Okuldaki gösteriden sonra, bandonun çaldığı marşlar eşliğinde tüm kasaba halkı caddede büyük bir bayram yürüyüşü yapmış. Konfetiler havada uçuşuyor, herkes birbirine gülümsüyormuş. Yürüyüşün son durağı, kasabanın en büyük ve tarihi binası olan Belediye Binası imiş.
Çünkü 23 Nisan'ın en güzel geleneği şimdi gerçekleşecekmiş!
Tonton ve güler yüzlü Belediye Başkanı Amca, makam odasının kapısında çocukları karşılamış. "Hoş geldiniz bugünün küçükleri, yarının büyükleri! Bugün söz sizin!" diyerek, o kocaman deri koltuğunu Efe ve Deniz'e bırakmış.
Efe ve Deniz, heyecanla o büyük başkanlık koltuğuna yan yana oturmuşlar. Koltuk onlara o kadar büyük gelmiş ki, ayakları yere zor değiyormuş ama yüzlerinde kocaman bir gurur gülümsemesi varmış.
Başkan Amca sormuş: "Sayın Başkanlar, kasabamız için ilk emriniz nedir?"
Efe boğazını temizlemiş ve şöyle demiş: "İlk emrim, kasabamızdaki her sokağın köşesine bir kütüphane yapılmasıdır. Çünkü okuyan çocuklar, dünyayı aydınlatır!"
Deniz de hemen eklemiş: "Benim emrim ise, boş olan tüm arazilere meyve ağaçları dikilmesi ve sokak hayvanları için sıcak yuvalar yapılmasıdır. Herkesin mutlu olduğu bir kasaba istiyoruz!"
Odada bulunan herkes, çocukların bu harika, sevgi dolu ve akıllıca kararlarını ayakta alkışlamış. Belediye Başkanı Amca, "Sizlerle gurur duyuyorum. Bu kasaba, sizin gibi çocukların elinde çok daha güzel bir yer olacak," demiş.
O gün Güneşli Kasaba'da eğlence akşama kadar sürmüş. Efe ve Deniz, sadece bayram kutlamakla kalmamış; çocukların fikirlerinin, hayallerinin ve seslerinin dünyayı değiştirebilecek kadar önemli olduğunu herkese göstermişler.
Gökten üç kırmızı-beyaz balon düşmüş: Biri şiirini yürekten okuyan Efe'ye. Biri neşeyle dans eden Deniz'e. Biri de dünyanın en güzel bayramını kutlayan, geleceğin başkanı olacak tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
48
Beğenmedim
4
Sevdim
52
Güldüm
10
Kızdım
0
Üzüldüm
1
Şaşırdım
9
