Ali Baba ve Kırk Haramiler
Ali Baba'nın sihirli mağarayı bulup, kırk haramileri zekasıyla yendiği masaldır.

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak mı uzak bir köyde, Ali Baba adında iyi kalpli bir oduncu yaşarmış. Her sabah “cırt cırt” baltasıyla odun keser, sonra da eşeğiyle onları evine taşırmış. Eşeği “aaaaiiii” diye anırır, Ali Baba da gülermiş: “Tamam tamam, yoruldun biliyorum!”
Bir gün Ali Baba odun keserken ormanda bir gürültü duymuş: “Tıkır tıkır, çat çat, hey hey!” demiş ağaçların arkasından gelen sesler. Merakla saklanmış ve bakmış ki tam kırk kişi, uzun pelerinli adamlar büyük bir kayanın önüne gelmiş. İçlerinden biri bağırmış:
“Açıl susam açıl!” Şırrraaaakk! Koca kaya kenara çekilmiş, içerisi ışıl ışıl bir mağaraymış! İçeri girip altın dolu çuvalları taşımışlar. Sonra yine “Kapan susam kapan!” demişler ve hop! Mağara tekrar kapanmış.
Ali Baba gözlerine inanamamış. “Bu mağara sihirli!” demiş. Adamlar gidince cesurca kayanın yanına gitmiş. Derin bir nefes almış ve “Açıl susam açıl!” demiş. Taş yine açılmış! Ali Baba içeri girince her yeri parlayan altınlar, renk renk taşlar ve oyuncaklar görmüş. Ama o sadece küçük bir kese almış.
“Fazlası göz çıkarır,” demiş usulca. Eve dönünce kardeşi Kasım’a anlatmış olan biteni. Kasım meraklanmış ama açgözlülüğü yüzünden çok daha fazlasını istemiş. Ertesi gün gizlice mağaraya gitmiş. İçeri girmiş ama heyecandan şifreyi unutmuş!
“Hmm... Açıl... açıl mercimek? Açıl nohut? Açıl pilav?”
Ama taş kıpırdamamış bile.
“Ayy yardım edin!” diye bağırmış Kasım.
Tam o sırada, mağaranın asıl sahipleri olan kırk haramiler tekrar gelmiş. Kasım’ı mağarada görünce şaşırmışlar. Kasım çok korkmuş.
“Ben sadece bakmak istedim!” demiş titreyerek.
Kırk haramilerin başındaki yaşlı olan, gür sesiyle konuşmuş:
“Bu mağaraya sadece sırrını bilen girebilir. Ama kötülük düşünmediğini görürsek seni affederiz.”
Tam o sırada Ali Baba gelmiş. Kardeşini bulmak için yola çıkmışmış meğer. Haramileri görünce korkmuş ama cesaretle konuşmuş:
“Kardeşim hata yaptı. Ama o da artık paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu anladı.”
Haramiler birbirlerine bakmış. İçlerinden biri gülümsemiş:
“Sen dürüst birisin Ali Baba. Bu mağara sadece akıllı ve iyi kalpli insanlara açılır. Artık sırrı öğrendin ama söz ver, kimseye zarar vermezsin.”
Ali Baba ve Kasım söz vermiş. Bir daha mağaradan hiç altın almamışlar. O küçük keseyi ise köydeki fakir insanlarla paylaşmışlar. Herkes onları çok sevmiş.
Köyde bir bayram havası olmuş. Çocuklar oynamış, büyükler gülmüş. Ali Baba her zaman şöyle dermiş:
“Gerçek hazine; paylaşmak, sevmek ve dürüst olmaktır.”
Son olarak gökten üç mucize düşmüş: Biri küçük altın bir kese olmuş, çünkü paylaşmak güzeldir. Biri masalı dinleyen çocukların başına neşe dolmuş. Biri de herkesin kalbine dürüstlük olarak yerleşmiş. Ve gökyüzü masal gibi gülümsemiş...
Tepkiniz Nedir?






