Nasreddin Hoca ve Tartılan Gölge

Nasreddin Hoca, pazarda gölgesini satmaya kalkan kurnaz bir tüccara zekice bir ders verir. Çocuklar için eğlenceli, düşündüren bir masal.

Nasreddin Hoca ve Tartılan Gölge - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, Akşehir'in toza bulanmış sokaklarında, sırtında yamalı cüppesi, başında kocaman kavuğuyla dolaşan bilge bir adam yaşarmış: Nasreddin Hoca. Gözlerinin içi her daim gülermiş, sakalının altında ise şakacı bir tebessüm gizliymiş. Çarşının en gürültülü köşesinde, incir ağacının serin gölgesinde oturup geçen kervanları seyretmeyi, çocuklara bilmece sormayı pek severmiş. O incir ağacının gölgesi öyle serinmiş ki, sıcak yaz günlerinde bütün yorgun yolcular soluğu orada alırmış.

Bir varmış bir yokmuş, Akşehir'in toza bulanmış sokaklarında, sırtında yamalı cüppesi, başında kocaman kavuğuyla dolaşan

Derken o çarşıya, cepleri altın dolu, dili baldan tatlı, gözleri ise bir tilkininki gibi kurnaz bir tüccar gelmiş. Adamın adı Kirpuk Bezirgân'mış. Çarşının ortasına kocaman bir terazi kurmuş, bağıra bağıra, "Gelin görün, duyulmadık mal satıyorum! Serin gölge satıyorum, dirhemle tartıp veriyorum!" diye haykırmaya başlamış. Köylüler önce şaşırmış, sonra adamın tatlı diline kanmışlar. Bezirgân, incir ağacının gölgesini kendi malıymış gibi gösterip, altına girmek isteyen herkesten bir avuç gümüş istiyormuş. Fıkır fıkır gülen çocuklar bile ağacın altında oynayamaz olmuş; serinlemek isteyen yorgun bir çoban, gümüşü olmadığı için güneşin altında ter döküp duruyormuş. Şıp şıp damlayan terleriyle köylüler çaresizce bakışmışlar.

Derken o çarşıya, cepleri altın dolu, dili baldan tatlı, gözleri ise bir tilkininki gibi kurnaz bir tüccar gelmiş. Adamı

Bu haksızlığı duyan Hoca, eşeğine ters binip çarşıya varmış. Bezirgân'ın yanına gidip, "Vay vay, ne güzel iş kurmuşsun kardeşim! Madem gölge senin malın, ben de senden kocaman bir öğle gölgesi satın alayım," demiş. Bezirgân sevinçle ellerini ovuşturmuş. Hoca bir çuval dolusu bozuk parayı teraziye koymuş, şıngır şıngır sesler çarşıyı doldurmuş. Sonra Bezirgân'a dönüp, "Al bakalım paranı," demiş. Bezirgân çuvala uzandığında Hoca çuvalı hızla çekmiş. "Dur hele! Sen gölgeyi değil, gölgenin sesini duyur bana. Ben de sana paranın sesini duyurdum, işte alışverişimiz tamam!" demiş. Çarşı kahkahaya boğulmuş. "Gölge senin değil ki, onu Allah'ın güneşiyle ağaç yapıyor. Havayı, suyu, gölgeyi satan, yarın yıldızları da satmaya kalkar!" demiş Hoca. Bezirgân'ın yüzü kıpkırmızı kesilmiş, kaçacak delik aramış.

Bu haksızlığı duyan Hoca, eşeğine ters binip çarşıya varmış. Bezirgân'ın yanına gidip, "Vay vay, ne güzel iş kurmuşsun k

Utancından terini silerek, terazisini toplayıp arka sokaklarda kaybolmuş Bezirgân. Köylüler sevinçle incir ağacının altına koşmuşlar; çocuklar yeniden oyunlarına dönmüş, yorgun çoban serinleyip Hoca'ya dualar etmiş. O günden sonra Akşehir'de hiç kimse paylaşılan bir güzelliğe sahip çıkmaya yeltenmemiş. Nasreddin Hoca ise incir gölgesinde keyifle uzanıp, "Doğanın armağanları herkesindir, onları satan değil paylaşan kazanır," demiş. Gökten üç incir yaprağı düşmüş; biri haksızlığa zekâsıyla dur diyen bilge Hoca'ya, biri gölgeyi yeniden paylaşan iyi yürekli köylülere, biri de masalımızı dinleyen, güzellikleri arkadaşlarıyla bölüşmeyi bilen tüm uslu çocuklara.

Utancından terini silerek, terazisini toplayıp arka sokaklarda kaybolmuş Bezirgân. Köylüler sevinçle incir ağacının altı

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 0
Beğenmedim Beğenmedim 1
Sevdim Sevdim 1
Güldüm Güldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0