Yıldızları Düşleyen Prenses

Geceleri uyuyamayan küçük prenses, gökyüzündeki üzgün Ay'a huzur bulmasına yardım ederken en tatlı uykunun paylaşmaktan doğduğunu keşfeder.

Yıldızları Düşleyen Prenses - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, gökyüzüne en yakın tepenin üstünde, pamuk bulutlardan yontulmuş bir sarayda, adı Lavinya olan minik bir prenses yaşarmış. Saçları gece menekşesi rengindeymiş, yanaklarında ise uyuduğunda beliren iki tatlı gamze gizliymiş. Lavinya'nın en sevdiği şey, yastığına uzanıp pencereden süzülen gümüşi ışıltılara bakmakmış. Lakin bu güzel prensesin tatlı bir derdi varmış: Herkes uykuya daldığında onun gözleri fincan gibi açık kalır, yıldızları sayarak sabahı beklermiş.

Bir varmış bir yokmuş, gökyüzüne en yakın tepenin üstünde, pamuk bulutlardan yontulmuş bir sarayda, adı Lavinya olan min

Bir gece, perde aralığından içeri buruk bir iç çekiş dolmuş; "Oooff..." diye. Lavinya başını kaldırınca göğün ortasında asılı duran solgun bir Ay görmüş, kenarları titreyip duruyormuş. "Neden bu kadar kederlisin, sevgili Ay?" diye sormuş prenses usulca. Ay, bulutların ardından mahzun mahzun yanıt vermiş: "Her gece bütün çocukları uyuturum, onlara en yumuşak rüyaları örerim. Fakat ben kendim bir türlü dinlenemem, kimse bana ninni söylemez." Lavinya'nın yüreği sızlamış, çünkü uykusuzluğun ne demek olduğunu çok iyi bilirmiş. "Madem öyle," demiş, "bu gece ben senin yanına geleyim, beraberce huzur arayalım."

Bir gece, perde aralığından içeri buruk bir iç çekiş dolmuş; "Oooff..." diye. Lavinya başını kaldırınca göğün ortasında

Prenses pencereden sarkan sarmaşık merdivene tutunmuş, tıp tıp adımlarla bulutların üzerine çıkmış. Ay'ın soğumuş yüzüne elini koymuş, ona ninniler fısıldamış; önce bir, sonra iki, derken sayısız tatlı söz. Lakin Ay bir türlü dinginleşmiyormuş. O zaman Lavinya anlamış ki Ay, verdiği emekleri geri bekledikçe yorgun düşüyormuş. "Sen rüyaları karşılık istemeden armağan ediyorsun ya," demiş prenses, "işte asıl güzelliğin bu. Ben de sana hiçbir şey beklemeden şu şarkımı hediye ediyorum." Bunu duyan Ay, birden içinden ılık bir ışık yaymış; fırrr diye bulutlar onun etrafında yumuşacık bir yorgan örmüş. İlk kez gözkapakları ağırlaşmış, yanakları gülümser gibi yuvarlaklaşmış.

Prenses pencereden sarkan sarmaşık merdivene tutunmuş, tıp tıp adımlarla bulutların üzerine çıkmış. Ay'ın soğumuş yüzüne

Ay huzurla uykuya dalarken, dünyanın bütün rüyaları yine en tatlısından örülmüş; ve şaşılacak şey, Lavinya da o bulut yorganın üzerinde mışıl mışıl uyuyakalmış. Meğer başkasına huzur verirken, prensesin kendi yorgunluğu da usulca dinmiş. O geceden sonra Ay her akşam prensese el sallar, Lavinya da ona bir ninni armağan edermiş; ikisi de karşılık beklemeden verdikçe en derin uykulara dalarmış. Böylece küçük prenses öğrenmiş ki en huzurlu uyku, paylaşmayı ve iyiliği karşılıksız sunmayı bilen yüreğe gelirmiş. Gökten üç gümüş ışık düşmüş; biri nazik prenses Lavinya'ya, biri huzur bulan Ay'a, biri de masalımızı dinleyip iyiliği paylaşmasını bilen tüm uykucu çocuklara.

Ay huzurla uykuya dalarken, dünyanın bütün rüyaları yine en tatlısından örülmüş; ve şaşılacak şey, Lavinya da o bulut yo

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Güldüm Güldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0