Zeytin Ağacının Duası

Küçük çoban Yasin ile yaşlı zeytin ağacının paylaşma ve şükür dolu masalı, çocuklara iyilik ve cömertliğin güzelliğini fısıldıyor.

Zeytin Ağacının Duası - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, Anadolu'nun bir tepesinde, gümüş yapraklarını rüzgâra sallayan yaşlı bir zeytin ağacı yaşarmış. Bu ağacın altında da elinde asası, başında yamalı takkesiyle Yasin adında iyi yürekli bir çoban çocuk otururmuş. Yasin öyle bir çocukmuş ki, her akşam güneş dağların ardına inerken avuçlarını açar, 'Rabbim, bana verdiğin bu ekmeğe, bu suya, bu güzel ağaca şükürler olsun,' diye fısıldarmış. Koyunları meleştikçe, yapraklar da hışır hışır ona eşlik edermiş.

Bir varmış bir yokmuş, Anadolu'nun bir tepesinde, gümüş yapraklarını rüzgâra sallayan yaşlı bir zeytin ağacı yaşarmış. B

Bir kurak yaz gelmiş ki tepelere, dereler susmuş, otlar sararmış. Yasin'in dağarcığında sadece küçük bir parça arpa ekmeği kalmış. Tam ekmeğini ısıracakken, yoldan geçen aç bir yolcu görmüş; adamın yüzü tozdan yorgun, gözleri açlıktan sönükmüş. Yasin hiç düşünmeden, 'Buyur amca, benim payım senin de payın olsun,' demiş ve ekmeğini uzatmış. Yolcu duacı olup gitmiş, Yasin ise karnı aç kalsa da kalbi tok, yine ağacın altına oturup şükretmiş. O gece zeytin ağacı, dallarını eğip minik çobanın saçlarını okşamış sanki.

Bir kurak yaz gelmiş ki tepelere, dereler susmuş, otlar sararmış. Yasin'in dağarcığında sadece küçük bir parça arpa ekme

Sabah olduğunda tuhaf bir şey olmuş; zeytin ağacının en alçak dalında, ışıl ışıl parlayan tek bir zeytin sallanıyormuş. Yasin uzanıp o zeytini kopardığında, tıp diye avucuna düşen tanenin içinden tatlı bir ses duyulmuş: 'Ey cömert çocuk, sen paylaşmayı bildin, ben de sana bereketimi paylaşacağım.' Yasin o zeytinin çekirdeğini kupkuru toprağa gömmüş. Şıp şıp diye gökten ilk yağmur damlaları düşmeye başlamış, susuz tepe yeniden yeşermiş, ve gömülen çekirdekten göz açıp kapayana dek yüzlerce fidan filizlenmiş. Meğer paylaşılan bir lokma, koca bir zeytinlik olup geri dönermiş.

Sabah olduğunda tuhaf bir şey olmuş; zeytin ağacının en alçak dalında, ışıl ışıl parlayan tek bir zeytin sallanıyormuş.

Yıllar sonra o kurak tepe, gölgesinde nice yolcuların dinlendiği, meyvesiyle nice aç karınların doyduğu kocaman bir zeytin bahçesine dönüşmüş. Yasin de saçları ağarmış, gönlü genç bir dede olmuş; torunlarına hep şunu anlatırmış: 'Verdiğiniz azalmaz, paylaştıkça çoğalır; şükreden kalbe bereket kapıları açılır.' Gökten üç gümüş zeytin yaprağı düşmüş; biri cömert çoban Yasin'e, biri paylaşmayı öğreten yaşlı zeytin ağacına, biri de masalımızı dinleyip lokmasını arkadaşlarıyla bölüşen tüm iyi kalpli çocuklara.

Yıllar sonra o kurak tepe, gölgesinde nice yolcuların dinlendiği, meyvesiyle nice aç karınların doyduğu kocaman bir zeyt

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 12
Beğenmedim Beğenmedim 1
Sevdim Sevdim 8
Güldüm Güldüm 1
Kızdım Kızdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 1
Şaşırdım Şaşırdım 0